28 Kasım 2009 Cumartesi

BALIN İÇERİĞİ

Sevgili arı dostları,

Genellikle alttaki resimde mevcut bilgileri hemen hepimizin bildiğini düşünerekten aslında tereddüt ettim günlüğe koymakta.

Bu tereddütün bir nedeni ise resmi, gecen hafta İzmirde düzenlenen tarım fuarında bizim birliğin standından almış olmamdı.
Kendilerinin izni olmadan yayınlıyorum ama zaten onlarda halkımızı bu konuda bilgilendirmek için bastırmamışlarmıydı bu broşürü?
Bu manada kendilerine şimdiden teşekkürler.

Fotoğrafta yer alan bilgiler en azından konuya yeni ilgi duyanlar (ve özellikle internette arama motorlarında bu konuda merak edipte anahtar kelimeyi yazdıklarında) açısından belge niteliğinde.

Bal konusunda insanımızın yeterince bilgi sahibi olmadığı gerçeği gözönüne alındında bal tüketimininde nüfusumuza oranla düşük olması kaçınılmaz sonuç olarak karşımıza çıkmakta.

17 Kasım 2009 Salı

DOMUZ GRİBİ VE BAL

Sevgili arı dostları, aslında bugüne kadar domuz gribi konusunda biz arıcıların temsilcisi konumunda olanların birşeyler yapması hususunda bekletilerim vardı.

Malesef şu ana kadar arıcıların temsilcisi konumunda olan örgütlerden "bu konuda bizimde diyeceklerimiz var " tarzında seslerini duyuracak adımlar atmadılar.

Balın faydalarını ülkemiz insanına anlatan ve son günlerde toplumsal paranoya seviyesine ulaşmasına az kalmış böyle bir bela karşısında balın olumlu etkileri olabileceği gerçeğini iletişim araçlarıyla duyurması ve halkımızın bal tüketimi konusunda daha bilinçli bir toplum olması konusunda açıklamalar yapması nede güzel olurdu.

Oysaki gelişmeler tam tersine seyretmiş ve ülkemizde bulunan ballarda GDO lu şekerler kullanıldığı gerekçesiyle bal tüketimizde olumsuz etki yapacak gelişmeler yaşanmıştır.
Gerçek balın ne kadar çok faydasının olduğu bilim adamlarınca açıklandığı halde halkımız tarafından doğru bilinen bir çok yanlışa bir yenisi daha eklendi.

Ülkemiz toplumu zaten bal tüketmeyi pek sevmeyen insanlardan oluşmaktadır.

Üstüne üstlük televizyonlarda arıcılarımızın ürettiği gerçek bala yapılan bu haksızlığı en doğru şekilde halkımıza anlatmak yine arıcı birliklerinin yapması gereken işlerden biriydi diye düşünüyorum.




Gerçek bal ile arıyla hiç alakası olayan kimyasal yöntemlerle üretilmiş ve adına bal ismi verilen karışımların bal adı altında aynı kefeye konarak yapılan haberler toplumumuzun bal tüketme alışkanlığına vurulan son darbedir.

Balın bir çok faydasının olduğu gerçeği bu kritik noktada toplumumuza acilen yapılan açıklamalarla yeniden duyurulması gerekirdi.

Bal kelimesinin, adına bal denilen karışımlarla bu tür haberlerde birlikte yer alması bile bala yapılan en büyük haksızlıktır.

Balın insan sağlığına olumlu etkilerini bilen arıcılar bu faydaları insanımıza nasıl anlatabilirler?

Pazarlama konusunda zaten içler acısı durumlara düşmüş bal üreticilerinin, doktorluğa soyunarak insanlara bal-sağlık ilişkisi konusunda yanlış bilgi vermelerinin önüne geçilebilirdi.


Domuz gribine vücut direnci zayıf insanların daha sık yakalandığı doktorlar tarafından söylenmektedir.Bunun çaresi ise vücudu daha dirençli kılacak ürünleri tüketmekten geçmekte.

Bu gıda ürünlerinin başında ise bal gelmektedir.Hatta dahada ötesinde sadece bal değil propolis, arı sütü ve polen tüketilmesi halinde vücudumuzun hastalıklara karşı daha dirençli olacağı bilim adamlarınca açıklanmaktadır.

Domuz gribinin biz arıcıları ilgilendiren tarafı, söz konusu bu ürünlerin halkımıza daha iyi anlatılması ve bilinçli tüketiminin sağlanmasıdır.

Ümit ediyorum ki inşallah insanımız bu hastalığı daha doğal ürünler tüketerek yenmeyi başarır.

Bal üreticilerinin temsilcisi konusunda olanlar da üstlerine vazife düştüğünün farkına varırlar.

9 Kasım 2009 Pazartesi

EVE DÖNÜŞ

Kasım ayı geldi nerdeyse yarısı oldu bizim arılar daha dağlarda.Havaların soğumasıyla birlikte benide yavaştan yavaştan aldı bir telaş.

Güçlü kovanlardan yana endişem yok ancak zayıflar kaderine terkedilmemeli diye düşündüğümden dolayı artık geri dönüş vaktinin geldiğine karar verdim.

Aylardır aynı bölgede duran arılarımız, bu sene iyi bal yaptılar.


Cumartesi günü bacanakla beraber düştük yollara; yapılacak işler olur hesabıyla erken çıktık ve kovanların genel kontrollerini şöyle bir yapınca fazlaca bir işimizin olmadığı ortaya çıktı.Kovanlarda taşıma esnasında çıtaların hareket etmemesi için yapılması gereken sabitleme işini arılar kış hazırlıkları kapsamında propolisle zaten yapmışlar.

Havanın kararmasını mecburen bekleyeceğimizden dolayı ormanda bol oksijenli ortamda bulunmanın doyulmaz lezzetini bol bol alalım dedik ve çıktık ufak çaplı orman turuna.

Ormanda bizden başka sayıları binlerle ifade edilebilecek miktarda kovanın bulundugu ve hemen herkesin durumdan memnun oldugu zaten daha önceki yazılarımda ifade etmişimdir.


Arka planda görülen hemen her yer çam ormanı ve tamamiyle bal salgılayan böceğin yaşaması için uygun iklime sahip bir bölge.

Bu bölgede daha yüksek rakımda da bulundugum için dikkatimi çekti, bu söz konusu böcek türü çok yüksek rakımlı yerlerde aynı ağaç olmasına ragmen yaşamıyor.Tahmin ettiğim üzere , belirli bir rutubet oranı ve hava sıcaklığı olması gerekiyor.




Bacanağım Zeki KARA ile beraber ormanda gezinirken ağaçların üstünden gelen arı vızıltısını ses kaydedici cihaz olsaydıda keşke sizlerle paylaşabilseydim.

Ağaçların üstü arı kaynadıgı için inanılmaz derecede arı sesi duyduk akşama kadar.




Hemen üstümüzde bulunan çam ağacının dalındaki arıların fotoğraflarını çektim,çalışmalarını takip ettim.Arı ağacın kabugunun arasından böceğin dışkı salgısını emiyor.

Salgıyı bulabilmek için sürekli olarak kabuk aralarına iğnesini sokarak arayış içerisinde.




Ülkemizin oksijen kaynağı ormanlarımız.Yaz mevsiminde çıkan orman yangınlarını düşünüyorumda!
Ne kadar yazık ...
Dile kolay geliyor, oysaki tek bir ağaç bile servet değerinde bence.
Erozyonu önlemede , oksijen salgılamada , doğanın kendi yaşam unsurlarını içinde barındırmasında, yakacak oduna ve evlerimizdeki mobilyalara kadar herşey ormanın sayesinde.




Sağlıklı bir işçi arı; Kabukların arasında salgı arıyor.





Ağacın üstünde mevcut böcek kozası ve hemen yanındaki işçi arı.





O kadar hızlı hareket ediyorlarki resmi çekerken netlemeye zaman bırakmadan hemen yer değiştiriyorlar. Arıların yerini belki erken değiştirdim ama ne yapalım kararı verdik bir kere.Halen doğadan bal gelişi var ancak bu tarihten sonra kış için de hazırlıklar yapmam gerekiyordu.Uzak mesafede olundugu zaman ilgi yetersizliğinden zayıflayan kolonileri kaybetmek istemediğim için kendi çiftliğime getirmekte çokta hata etmiş sayılmam.


Çam ağacının dalında bulunan arıların nasıl çalıştıklarını fotoğraf makinası ile kaydettim ama çok kaliteli bir çekim oldugu söylenemez.
Ağaçların üstü arı kaynıyor denecek kadar çok arı vardı ve çekim için malzeme bulmakta zorluk çekmedik.





video