28 Aralık 2008 Pazar

KIŞ GELDİ

Ha geldi ha gelecek derken işte memlekete kış geldi.Resimlerdende anlaşılacağı üzere arılıkta kış mevsiminin etkileri her haliyle kendini gösteriyor.


Arılıkta ağaç dalına asılı vaziyette bulunan termometre 5 dereceyi gösterdiği bu günlerde rüzgarında etkisiyle hissedilen soğukluk oldukça fazla.Arılıkta bu havada yapılabilecek çok fazla bir iş olmadığı için hiç olmazsa ayak üstü sohbet edelim dedik ve bu esnadada bir kaç kare fotoğraf aldık.

Filimlerde bazen kısa bir sessizlik olur ya. O anki durumu anlayıncaya kadar heyecan olur seyircide; O hesap kovanlarda sanki yaşam belirtisi yokmuşcasına sessizlik hakimdi. Kovanların üstünde bulunan şuruplukların kapaklarını hafif aralayınca arıların salkım düzeninde oldukları görülmekteydi.


Uçuş deliklerinin önlerinde ise içerde ömürlerini tamamlamış ve temizlikçilerce dışarı atılmış ölü arılar bulunması hiçte garibime gitmedi.


Bu denli soğuk giden hava şartlarında dışarı çıkıpta sağ dönebilecek bir babayiğit olabileceğini sanmıyorum.Bir süre daha bu durumda kalacaklar.İzmirde kış mevsimi şubatın ortalarından itibaren yavaş yavaş baharın ılıman iklimine dönüşmeye başlar ve bizler o zamanda tekrar yoğun tempoda çalışmaya başlarız.





16 Aralık 2008 Salı

SON SIKIŞTIRMALAR

Bölgemizde mevsim normallerine göre olması gereken soğuklar halen gelmediği için ne yapacağımızıda tam bilemez duruma düştük.
Havaların halen sıcak gitmesi nedeniyle arılarda nektar yada polen bulabildikleri oranda uçuşlarına devam etmekteler.
Arıları hapsedecek halimizde olmadığı için mecburen durumlarını olabildiğince yakından takip etmekten başka çaremizde yok.
Kış sezonuna girerken arılıkta kovanları yerleştirme amaçlı yapmış olduğum yeni sehpaların üstatlarımca yüksek bulunması nedeniyle ilk işim onları alçaltmak oldu tabi.Bu yüksekliğede itirazı olan varsa bilemem artık, bundan aşağıda olmaz bence.




Genellikle arılığa ilk vardığımda uzaktanda olsa arıların uçuşlarını gözlemleyerek onların durumlarını yaklaşık olarak tahmin edebiliyorum.

Mevsim itibarıyla uçuşlarının devam etmesi arıcılık teorisinde istenmeyen durum olsada bölge olarak mümkün değil; buna keza bazı yörelerimizde hemen hemen hiç olmayan yumurtlama faaliyetleri bizde bahar aylarındaki kadar olmasada olağan işleyişine devam etmekte.Hayatlarının döngüsü için belki iyi belki kötü ama fazla müdehale etmeninde manası yok gibi.

Pazar günü yapacak başka meşguliyetim olmadığı için yine kendimi arılarımın yanında buldum doğal olarak.

Bendeki bu arı sevdasını arıcılık konusunda çok çok tecrübeli olan büyüklerimiz belki tebessümle karşılayacaklardır ama tahmin ediyorumki onlarda arıcılığın ilk yıllarında hemen hemen aynı heyecanı yaşamışlardır.

Her ne kadar kovanları açmanın iyi olmadığını bilsemde dayanamayıp yine bazılarını kurcaladım.İyikide bakmışım, bazı kovanlardan yine birer ikişer çıta almak zorunda kaldım(ki daha önceden sıkıştırma işlemini yapmış olmama rağmen).

Arıcılık konusunda bugüne kadar öğrendiğim en önemli husus ne diye sorulacak olursa buna verecek cevabım, arıların olabildiğince sıkıştırılması olacaktır.Sıkıştırmaki hemde tam zamanında ve asla geç kalınmadan yapılması gereken işlemlerden biri diye düşünüyorum.

Arıcılık konusunda aslında en iyi hareket tarzı onların yaşam şekillerini incelemek ve buna göre akıl yürütmekten ibaret.Birbirleri ile dayanışma ve sürü halinde yaşıyan bu canlıları da doğal oldugu üzere kovan içinde fazla dağıtmamak gerektiğini biliyoruz.Nüfusa göre orantılı yaşam alanı eşittir sağlıklı kovan.

Sezona girerken kovanların içinde boş kalan alanları doldurmak için tekstilciler sitesine uğramam gerekti.Orada kısa bir araştırmadan sonra parça bez satan bir yeri bulmam çok zor olmadı. Çok sayılmaz diyebileceğim miktarda bir ücretle istediğimden fazla parça bez satın aldım ve sonuç üst resimde görüldüğü gibi.

Bu çiçekte mevsimsel olarak açan çiçeklerden biri;yabani kekik türlerinden biri olsa gerek.Tam olarak kekik kokusu yok ama sabahları üstünde arı görüyorum.








video

17 Kasım 2008 Pazartesi

Son çırpınışlar

Zaman zaman dile getirmiş olmamıza rağmen malesef elimizden gelen fazlaca bişey olmadığı için sarıca arılar kovanlarıma yapacaklarını yaptılar.
İzlediğim kadarıyla artık mücadeleden yavaş yavaş yenik düşmeye başlayan kovanların ilkini ne yapayım ne yapayım derken aklıma gelen ilk düşünceyi hemen uyguladım ve kovanı kaptıgım gibi oturdugum evin balkonuna getirdim.


Giriş deliği görünen kovan , temmuzdan buyana başından binbir maceralar geçen minik eğlence kovanım.Şu sıralar çamdan iyi nektar geldiği için oldukça yoğun bir çalışma tempposuna devam ediyor.

Apartmanın hemen dibinde bulunan yeni dünya adlı ağaç türünün çiçeklerinden gelen polenleri kolayca kovana taşıyorlar.



Asıl anlatmak istediğim olay ise tabiki sarıcaların yağmasına maruz kalarak iyice zayıf düşen ve ölmek üzere olan kovanımın durumu.

Resimdende görüleceği üzere içinde nerdeyse elle sayılabilecek düzeyde azalmış olan arıların anasını kaybetmemek üzere elden geleni yapmak üzere çabalıyorum.Belki anlamsız,belki zamansız, belkide faydasız ama minik kovandan bu kovana bir miktarda olsa arı silkeledim desem yalan değil.
Kullandığım kovanlarda sonradan bir arıcı büyüğüm sayesinde çok kritik bir ince ayrıntıyı farkettim.
Şöyleki , örneğin iki çerçeve arınız var ve kovanın bir yanına bu çıtaları sıkıştırıyorsunuz; kullandığınız sıkıştırma tahtasının sınırı kovan giriş deliğinden daha iç kısımda kaldığı için daraltma tahtasının arkasına doldurdugunuz materyaller giriş deliğinide kapatmış olmakta ve kovan giriş deliği ile kovan yan duvarına yaslı bulunan 2 çıta arasında herhangi bir yol kalmamakta.
Bu olayı ortada kaldırmak için kovanda bulunan iki çıtayı tam giriş deliğine denk gelecek noktaya koymak ve her iki yandan 2 adet sıkıştırma tahtası kullanarak ısınma sorununu ortadan kaldırmak.



Resimden anlaşılacağı üzere bölgemize, bugün itibarıyla henüz yağmur yağdı denebilecek yoğunlukta yağmurlar yağmadığı , havaların yeterince soğumadığı halde yinede geceyle gündüz arasındaki farklılıklar olmasından dolayı sıkıştırma yapmakta fayda var.



Ben açık söylemek gerekirse çokta umutlu olmadığım bu kovanda yapacağımı yaptım; arılığa nazaran burda sarıca arı olmaması nedeniyle şimdilik durumu idare ediyorlar , hayırlısı Allah'tan.







3 Kasım 2008 Pazartesi

Bu Arılar Ne Yapıyorlar

Kuraklık nedeniyle bir türlü bitmek bilmeyen sarıca arı saldırıları karşısında arılar artık teslim bayraklarını yavaş yavaş çekmeye başladılar.



Bitmek tükenmek bilmeyen tacizler tüm hızıyla devam ediyor.Koruma görevlisi arılar her ne kadar kapılarda görevlerini üst düzeyde yapsalarda içeriye sızan hırsızlar oldukça fazla.

Peki bu üçlü grubun ne yaptığını anlamak mümkün mü? İyilikmi yapıyorlar yoksa yıldırma harekatımı anlamadım; yorum sizin...

video

29 Ekim 2008 Çarşamba

BAZEN İZLEMEK LAZIM

Hepimiz araba kullanıyoruz ve zaman zaman kural ihlali yaptıgımız oluyor.
Allah kimsenin başına böyle bir kötü olay vermesin ama sanırım kısa filmi izlersek daha dikkatli araç kullanacağımız kesin.

28 Ekim 2008 Salı

Piton'a bak

İnternetten mail yoluyla gelen bu filimde görünce gözlerime inanamadım.
Belgesellerde bile bu boyutta piton görmemiştim.Kim çekmiş, nasıl çekmiş ve sonunda çeken kişiye ne olmuş bilmiyorum doğrusu.
video

20 Ekim 2008 Pazartesi

DÜZENLEMELER

Etrafımızda mevsimlerin değişmesi ve yavaş yavaş kışın geliyorum dediğine dair işaretlerin oluşmasıyla bitki örtüsüde doğal döngüsüne devam etmekte.

Arıcılığa başladığımızdan bu yana daha bir özen ve dikkatle izlediğimiz bu doğal döngü içinde görünümü her daim güzel olan ne çiçekler varmış meğer;
Arılarımızında bu nimetlerden kendilerince paylarını almaması nemümkün?Anında doğal keşiflerini yapmışlar ve ganimet bulmuşcasına polen ve nektarlarını almaya hızla devam etmekteler.Tam olark hangi çiçekten nektar geliyor tespit etmesi oldukça güç ancak bugünlerde nektar gelişi oldukça hızlanmış durumda.


Ege bölgesinde adı dağ çileği olan bu meyveler yavaş yavaş oluşmakta, tadı oldukça lezzetli ve bir ormanda kendi halinde yetişen meyve türü...

Genellikle evlerin önünde çevre düzenlemesi için ekilen sarmaşık türü bir çiçek.Arıların bol bol ziyaret ettiklerini gözlemlerken iyi kareler yakaladım doğrusu..
Kovanlara, mevsimlerin halen çok sıcak gitmesi nedeniyle ortadan kalkması geciken sarıca arılar ve eşek arılarının tacizleri halen devam etmekte.Eşek arılarının yuvalarını yok etmişsemde uzaklardan gelenler yok değil.Ancak sarıcalar için kovanlara giriş denemeleri vazgeçilmez bir davranış şekli olsa gerek.İşte bunlardan biri sonu ölümle biten bir yanlış yapmış.
Doğada eşek arısı yuvası ararken karşıma çıkan doğal güzelliklerden biri daha;Karşıma çıktığı anda kendisine zarar vermeyeceğimi hissetmiş olmalıki bunu kendini savunmaya çekmemesinden açık açık belli etti.Kaç sefer resmini çekmiş olmama rağmen hiç rahatsız oldugunu sanmıyorum.Yolculuğunun ne tarafa olduğunu sormama gerek yok orası zaten onun doğal yaşam alanı.
Bugüne kadar farkına bile varmadığımız narin güzelliklerden biri daha.
Nasıl bir sabırla nasıl bir görev bilinciyle yaşamsal görev üstlenmiş bir böcek türü şu arılar!
Binlerce çiçeği tek tek geziyor ve hem kendi hayatını idame ettiriyor hem bize faydalı yiyecek meydana getiriyor.

Kışın ağır koşullarının henüz kendini göstermediği ilimizde kışa hazırlık amaçlı yapılacak işler için bol bol vakit var. Genellikle hafta sonları daha uygun oldugu için rahat rahat kovan içi düzenlemeleri yapıyorum.
Aslında her kovanı tek tek çerçevelerini çıkartmak gereksiz.Bazı kovanlar hiç çerçecev çıkartmadan durumu belli ediyor zaten, hatta arıların kovana üstten bakıldıgında çerçeve aralarındaki dağılımlarından bile durumları hakkında yeterli bilgiye sahip olunabiliyor.
Orta kısımlardan yumurta durumlarını takip amaçlı bir çerceve çekelim dedik, güzel kızımız doğal olarak en olması gereken yerde dolanıyordu.Yumurta atış hızı mevsime göre normal sayılabilecek düzeyde.
Ege bölgesinde kitaplarda yazan türden kesin tarihlerle belirlenebilecek sert bir kış mevsimi olmadığı için hemen her daim yumurta ve yavrulama faaliyeti devam etmekte. Bu nedenle diğer bölgelere oranla kovan içi düzenlemeleri farklılıklar göstermekte.
Yarı yarıya ballı ve polenli bir çercevenin orta kısımda yumurta atım hızı tatmin edici seviyede.

Beş çerceveli kovanlar genellikle bu yıl alınan oğullardan oluşan kovanlar.Fazla olan çıtaları bölme tahtasının dış kısmına koymak suretiyle mevcut balı kendi yaşam alanlarına nakletmelerini sağlıyorum.

Bu hafta sonu akşama doğru vermiş oldugum şurubu bir gecede hüpletmişler, yaptıgım kontrolde devamı yokmu gibisinden halen rampada dolanıyorlardı.


Üstteki resimde bir gece evvel şurup veriyorum, alttaki resimde ise dinlenme faslı. Ne zamandır bunu yazacam bir türlü sıra gelmedi.Ben bu yıl fazla olan tüm çerçeveleri önce eve getirip dondurucuda dörder çıta olarak 12 saat süreyle dondurdum sonrasında ise ağzı kapalı çift katlı büyük poşetlerle poşetledim.

Üstteki resimde çıtaların poşetlenmiş hali,poşetin üstüne içindeki çerceveler hakkında kısa notlar olan post-it yapıştırmayı unutmadım tabiki.Alttaki resimlerde çerçevelerin poşete girmeden önceki halleri, ters düz edilerek istiflenmiş ve dağılmayacak şekilde bağlanmış durumda poşenlendiler.
Affınıza sığınarak arıcılık dışında yaşamdan bir kesiti daha sizlerle paylaşmak istedim.ALLAH aşkına bakarmısınız şu kumrunun yuva yaptığı yere!!!
Pencerenin panjurlarının gergi kolundan başka yuva yapacak yer bulamadın mı a benim kuş beyinli misafirim.

Analarının zaman zaman kalktığını gözlemlediğim için bu kalkışı fırsat olarak değerlendirdim ve çirkin yavruları çekiverdim.
Sanmayınki anaları çok uzaklara gitti.Yaklaşık 10 metre ötede bulunan aydınlatma direğinin tepesinden yavrularını izlemekle meşgul.Ne müthiş bir duygu, işte doğanın ve onu yaratan ALLAH'ın mükemmel kuralları.

Tekrar görüşmek üzere...







25 Eylül 2008 Perşembe

Forbeevar uygulaması ve yabani eşek arılarının saldırısı

Bugün hava sıcaklıklarının yavaş yavaş düşmeye başladığı bölgemizde Varroa için uygulamayı düşündüğümüz jele emdirilmiş şekilde formulasyon edilmiş formik asit içerikli Forbeevar adlı ilacın uygulamasını yapmak üzere arılağa vardığımızda karşımıza çıkan durum vahimdi.


Kovan önlerin tam manasıyla savaş durumu son sürat devam ediyordu.Hemen hemen tüm kovan önlerinde savunma düzenleri alınmış dışardan gelen tehlikeyi savuşturma gayreti gözleniyordu.

Yaradanın harikalarından biri olan arılarımız insanoğluna ders verir nitelikte savunma düzeni almış ve en önde kendini feda etmeye hazır olanlar yer almıştı.Dikkatle incelendiğinde arıların bu davranışı karşısında duygulanmamak ne mümkün!

İnanılmaz derecede sağlı sollu saldırılarına devam eden eşek arıları kaptıkları arıları anında paketleyip götürüyorlardı gözlerimin önünde,

Kovan önlerinde elime aldığım tahta parçasıyla mümkün oldugu kadar onları yoketmeye çalışsamda sonuçta sorunu tamamen çözmek mümkün değil.

Nihai olarak daha sonrasında çevredeki arazide 2 adet eşek arısı yuva bulmuş olmam ve sinek ilacıyla yuvalarını yoketmeye çalıştım ama önümüzdeki günlerde daha kapsamlı operasyon kaçınılmaz.
Aslında sözün kısası, bu seneki eşek arısı yoğunluğu iki yıldır en azami şekilde devam eden kuraklıgın sonucu desek daha doğru.


Kovanlarımı yaz boyunca kaldıkları kestanelikten geçtiğimiz hafta sonu resimde görülen yeni yerlerine getirdim.Arılarımın bundan böyle yakınımda olması dolayısıyla kış için gerekli hazırlıklara hemen başladım.
Arılığın yeni mevkisi ve yaptığım sehpalar oldukça hoşuma gitti.

Bu görüntüde başka bir açıdan ,


Konunun başında bahsettiğim üzere arılığa gidiş sebebimiz yeni elde ettiğimiz FORBEEVAR adlı ilacın kovanlara verilmesiydi. Arılıkta bulunan iki tür termometrenin her ikiside yaklaşık olarak 25 dereceyi gösteriyordu, buda demektir ki en ideal hava sıcaklığı ilacın uygulaması için yakalanmıştı.


Öncelikle ilacımızı kapağını açmadan içerde homojen karışım olması için çalkalamak gerekiyordu ve sonrasında kullanılacak olan kapağın değiştirilmesi yapıldı.
ZAYBİR Başkanı Sayın Selahattin GÜNEY beyin blogunda yaptığı bilgilendirme üzerine varlığından haberimiz olan bu ilaç, hemen tüm internet kullanan arıcılar tarafından bilinen Formik Asitin jele emdirilmiş şeklinden oluşmakta.


Kullanımı oldukça basit, ben şahsen kutudan çıkan prospektüste yazıldığı gibi değilde yine Sayın Başkanımızın önerdiği pratik yöntemi kullanarak nohut büyüklüğünde parçaları çerçevelerin üzerine damlatarak uygulama yaptım.
İlacın kovanlara veriliş şeklini kamera çekimi olarak kayıt yaptım ancak nette oluşan sorunlardan dolayı yüklemesini yapamadım ancak onuda yüklemeye çalışacağım.Olayın özünü zaten tüm arıcı üstatlarımız biliyor.İlacın bizlere sağladığı en büyük avantaj, kovana veriliş şeklinin oldukça kolay olması ve kovan içinde salınımın yavaş olması.
Bundan bir hafta sonra( bayramda)ikinci uygulamayı yapacam, sonucu bende merak ediyorum.