28 Şubat 2008 Perşembe

Perşambe günü izin aldık

Hafta içi izin almamızın asıl nedeni bizim arap kılıklı şımarığın karma aşısını yaptırmak amaçlı idi.Sabahın köründe yola koyulup Urla Belediye Veterinerinde aşısını yaptırdıktan sonra yine döndük bahçemize ve elde fotoğraf makinası doğruca kovanların yanınaaa..

Bu kızımız fotoğraf çekildiğini anlayınca nazar boncuğunun yanına attı kendini, nazar değmesin cicilere

Geçen sene polen tuzaksız olarak yaptığım kovanlardan bir tanesini polenliye çevireyim dedim,bu aralar sezon hazırlık dönemi ya bizde deneme yapalım dedik bakalım başarabilecekmiyiz.

Eski alt tabanı bir şekilde yerinden çıkarttıktan sonra işyerinde tarif üzerine kestirttiğim ahşap malzemeleri sırasına göre çivilerle çakıyorum, çivi çakarken elime vurmazsam yaptığım iş güzel olmaz illa enaz bir sefer keseri kaçırmam lazım :)

Alt eleği tutturuyorum işin yarısına gelmişim demek, alt tabanı oluşturan parça tek parça değil ama arada tutkal kullandığım için sorun olmuyor...


Ustabaşı tarafıma nezaret etmekte, oramı buramı çekiştirip durmasada iş yapsak güzel olacak ama


Ve işte boyanmamış haliyle yeni tabana sahip eski kovanım

Ne işçilik ama, arıcılığın yanında öğrenmediğimiz meslek dalı kalmadı ; birde arıcılığı tam manasıyle yapabilsek ( üstad larımızın yanında arıcıyım demek biraz ukalalık oluyo ama ). Henüz stajyer arıcıyız demek lazım sanırım.


Doğru boyanmaya hadi bakalım aksi taktirde ömür kısalır

Bunlarda ne diyeceksiniz, kendi ellerimle yaptığım şablondan başka ne olabilir, yeni aldığım kovanlara kayıt tutmada kolaylık amaçlı olsun diye vuracağımız numaralar için çok gerekli ( falçata ile bu şablonu yaparken hem çok itina gösterdim hemde iki kere sol el işaret parmağımı fena şekilde kestim desem yalan değil, zor işmiş ama ne yapalım her zaman lazım)


İşte numaralandırma, ne yakışıklı olmuş, İnşallah asıl amacımızdada bu şekilde başarıya ulaşırız

26 Şubat 2008 Salı

M. Akif ERSOY

Ülke olarak sıkıntılı günler geçirdiğimiz, şehitler verdiğimiz bu günlerde büyük şairimiz Mehmet Akif ERSOY'un iki adet şiirini sizlerle tekrar paylaşmak istedim.
Tüm ülke insanımızın en içten duygularla tekrar tekrar okuyarak yüreğinin kabaracağı ve günümüzde daha bir anlam ifade eden mısralar olağanüstü bir milliyetçilik duygusuyla yazılmış; tek kelime ile mükemmel değilmi ?


Bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor!

şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
o, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,
yaralanmış temiz alnından uzanmış yatıyor;
bir hilal uğruna ya rab, ne güneşler batıyor!

ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhid'i...
bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...

sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...
seni ancak ebediyyetler eder istiab.

"bu, taşındır" diyerek kabe'yi diksem başına;
ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle,
kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
yedi kandilli süreyya’yı uzatsam oradan;
sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,

türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

sen ki, son ehl i salibin kırarak savletini,
şarkın en sevgili sultanı salahaddin'i,
kılıç arslan gibi iclaline ettin hayran...
sen ki islam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

o demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
sen ki; asara gömülsen taşacaksın... heyhat,
sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...

ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
sana ağuşunu açmış duruyor peygamber.



iSTiKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Mehmet Akif Ersoy

BU TAŞ NE İŞE YARAR

Bizim arazinin az ilerisinde bulduğumuz ama ne amaçla kullanıldığına dair tahmin yürütmekte zorlandıgımız büyük bir taş

Belli bir amaca yönelik olarak şekillendirildiği belli ama

Büyüklüğü konusunda fikir verebilmek amacıyla yanında durduk şımarıkla beraberŞımarık yine şaklabanlık peşinde , rızık için yapmadığı bişey kalmadı, gelde ona yiyecek bişeyler verme...

24 Şubat 2008 Pazar

BOMBUS ARISI

Bu günlerde bahçenin neresinde olursam olayım yüksek volümden kanat vızıltısı duyuyorum, kimin kanatlarından geliyo bu ses, tabiki etrafta bolca bulunan Bombus arılarından.Doğada nerde kışlarlar, hiç hastalanmazlarmı, şurubu keki nerde bulurlar, hasta olduklarında kim onlara ilaçlama yapar vitamin verir , ne kadar ilginç değilmi?
Bal arılarının doğal yaşamına insanoğlu el attığı için binbir güçlükle (insanoğluna rağmen) yaşam mücadelesi yaparlar ona rağmen yinede güç bela yaşamları devam eder, bombuslar yada eşek arısı dediğimiz diğer türler ise nasıl yaşamlarını idame ettirirler çok ilginç doğrusu...
video

23 Şubat 2008 Cumartesi

SEZONA MERHABA

Cumartesi gününü her hafta olduğu gibi yine iple çekercesine bekledim; sayılı gün çabuk geçermiş ya geldi işteee.
Sabah kahvaltısından sonra atladıgım gibi arabama doğruca bahçeme ve arılarımın yanında aldım soluğu





Geçen hafta sonu ve pazartesi günü yaşanan (bu bölge için) yılın en soğuk gününden sonra sanki aradan çok uzun zaman geçmişcesine yaz havası vardı izmirimizde...

Ve işte yaklaşık 20 günden beri çiçeklerini açmaya başlayan badem ağaçları ve üstünde rızık peşinde koşan arılarımız


Şu güzelliğe bakın , ne zamandır bu ağaçların çiçek açmasını bekliyorduk

Allah her mevsim ayrı bir nimet sunuyor yarattığı canlılar için


Sadece badem ağaçları değil çiçeklerimizde açmış durumda, ama tabi bombus arılarının bu kadar çok olduğu bir dönem olunca onlarda bu çiçeklere ortakçı oldular.


Mevsime has polen kaynakları, süper polen topluyor arılar bunlardan



Yine ortakçı bir bombus nasılda gömülmüş çiçeğe



Sanki arı kovanı gibi vızır vızır kanat seslerini duyunca ne oluyor orda dedim , birde yaklaştımki çiçekler arı kaynıyor

Lalelerimiz güneşi görünce hemen bende burdayım der gibi açmış yapraklarını , arıcılık insana doğaya daha yakından bakma daha başka gözle bakma özelliğide kazandırıyor, ne dersiniz sizdede bu farklı bakış açısı yokmu




Narin güzellikler , farkına varıp bakmasını bilene


Bu kadar çiçek resminden sonra arılarımızın ne getirdiklerini yakından görelim dedik, işte onlardan biri sanırım uçuş seyri esnasında çok yorgun düşmüş olmalıki bir çoğunun yaptığı gibi hemen içeri kaçarcasına girmeden dinlenmeyi tercih edenlerden


Bu kızımızda konacak yeri şaşırmış iniş takımların geçmi açtı acaba piste ineceğine kovanın üst kapagının kenarına konmuş , yüküde yük olsa bari



Polen getirenleri resimleyeyim diyorum ama geldikleri gibi içeri daldıklarından pek nadir yakalama fırsatım oldu polenci kızlarımızı



İşte bu ya, işte bu ; çalışın çalışın neslinizin devamı için biriktiriyorsunuz nasılsa ( azıcıkta ben alırım ama o kadar çok almıyacam söz)


Hep arılarla uğraşmak olmaz başka işlerde yapmak lazım, mevsimsel işlerden bazı ağaçların budanması bazılarının aşılanması lazım ve bizde bugun aşılamaya ağırlık verdik , bugün diktiğimiz 5 adet meyve fidanını saymıyorum çünkü tuttuklarını görünce belli olacak ne kadar ağaç diktiğimiz


Aşılama için yeterli alet edevatımız olmasada eldeki imkanlarla durumu kurtardık ama birdahaki sefere daha hazırlıklı olacağım kesinlikle


İşte bu sonucu ilerde göreceğiz bakalım becerebilmiş olacakmıyım, haydı hayırlısı ...

10 Şubat 2008 Pazar

Tecrübeli arıcı ağabey

Bugün pazar ve hava durumu ne açık ne tam kapalı, arılarıma gidip gitmeme konusunda tam karar verememekten dolayı evde kaldım;

Uzun zamandır oturduğum muhite yakın yerde bulunan(Balçova kaplıcaları ile Balçova barajı arasında kalan bölgede) arı kovanlarının sahipleri ile tanışmak istiyordum.



Evde otururken canım sıkılmaya başlayınca hem yürüyüş yapmak hemde oksijen almak düşüncesiyle çam ağaçları ve narenciye bahçeleri ile dolu bölgeye varmak için yola koyuldum;kovan sahiplerinin bahse konu yerde olup olmadıgından emin olmadıgımdan biraz tesadüfe bağlıydı benim tanışma isteği ama şansım varmışki 27 yıllık arıcı abimiz Mevlüt Çınar kovanlarının yanındaymış.

Genel tanışma muhabbetinin ardından geçtiğimiz yıl yaşanılan arıcılık sorunları ve bu sezon için beklentiler üzerine konuştuğumuz abimiz malesef 120 kovanının 45 tanesini geçtiğimiz yıl kaybetmiş.


Kendisiyle sohbet ederken bir şeyin farkına vardım,arıcı arıcıdan hoşlanmıyor;istiyorki bulunduğu yerde sadece kendi kovanlarım olsun.Aslında konu konuyu açtıkça bunun neden böyle olduğuna hak vermemek elde değil.Varroa konusunda kendi kovanları için mücadele yaparken diğer arıcıların gerekli hassasiyeti göstermemeleri buna en iyi örnek.



Arıcılık üzerine yapılan sohbetlerin ardından tecrübeli bir arıcı dost edinmiş olmanın verdiği neşeyle tekrar görüşmek üzere kendisinden ayrıldım. Teşekkürler arı dostu, güzel sohbetin ve ülkemize yaptığın katma değer için...

9 Şubat 2008 Cumartesi

BİR CUMARTESİ SAFARİSİ

Bugün havanın kapalı ve yağmura dönük bir durumda olması dolayısı ile yapılacak işlere fazla kendimizi kaptırmadan günü geçirmek niyetinde olunca vakit geçirecek başkaşeyler yapalım dedik.Zeytin ağaçlarının budama işlerinin yapıldığı bugünlerde 2 ağacın budamasını yaptıktan sonra karşı komşumuz Ahmet Eskicioğlu abimiz ziyaretimize geldi.






Kendisi tam bir Ege Efesidir, hem karakteri hem abiliği hemde çalışkanlığı ile saygı duydugumuz büyüğümüz


Ayaküstü içtiğimiz çay ve yapılan sohbet sonrası çevrede kısa bir tur yapalım dedik.Nerden niyetlendiysek cumartesi cumartesi,yaklaşık olarak 1.5 saat süren hiçte tahmin etmediğim uzunlukta bir zorlu yürüyüş oldu.Bu zorlu yürüyüş sonrası aynı yolu yaz mevsiminde tekrarla sana şu kadar mükafat vereceğiz deseler asla tekrar etmeyeceğim bir parkuru(çalılar,dikenler birbirine girmiş ağaç dalları ve her an karşımıza çıkacak yaban domuzu tehlikesi içinde) geride bıraktık ve buna kendim bile inanamadım.


Yürüyüş yolu üzerinde bir zamanlar kullanılmış , şimdi ise taş yığını halinde kaderine terk edilmiş ev


Ayran deresi mevkisi ve zorluklarla dolu vahşi doğa


Fotoğraf çekecem bahanesi ile soluklanıyorum :)




Bacanak kendini tam korumaya almış vaziyette




Yol üzerinde nadir bulunan düzlüklerden birinde



Bir zamanlar karşı silüette görünen çam ağaçlarının kısacık boyda oldugunu anlatıyor bize ve bende bu arada arılarım için çevrede bulunan bitki örtüsünü inceleme fırsatınıda degerlendimiş oldum.Örneğin hiç olmadıgını düşündüğüm dağ çileği ağacının ve pürenlerin varoldugunu gözlerimle görünce önümüzdeki sezon için umutlarım arttı desem yalan değil


Benim bağ evinin çok uzaklardan zoom yapılarak çekilmiş fotoğrafı, o kadar zoomlamama ragmen ne kadar uzaklara gitmişizki ancak bu kadar yakınlaşabiliyor makina

Dahada yakın bir mesafeye geldiğimizde böyle net görüntü daha hoş oldu


Çam ağaçlarının dallarında bu aralar çokça gördüğüm bir böcek türünün kendini korumaya almış hali,


Dönüş yolunda yorgun ama mutluyuz huzurluyuz...





Yürüyüş sonrası evinin bahçesine uğradığımız Ahmet abi torunları ile beraber;yeni fırından çıkmış ekmekte amma güzel koktu burnuma :)





Ahmet abinin büyük emekler sarfederek oluşturdugu ve kendisinin büyük zamanını alan zeytinliği



Yorgunluk her halimizden belli oluyordur sanırım,yemeğide yemişiz gel keyfim gel, peşine birde çay olsaaaa