26 Mayıs 2008 Pazartesi

ÇİÇEKLER VE DÜZENLEMELER

Bölge olarak ülkemizin en sıcak iklimin seyrettiği ege bölgesinde çok kısa süren ilkbahar mevsiminde yer çiçeklerinin açması ve tekrar kuru ot haline dönüşmeside malesef fazla uzun bir dönemi kapsamamaktadır.


Diğer yörelerimize nazaran ilk bahardaki mevcut yer çiçeklerinden bal akımından faydalanmak için mutlaka arıları erken ilk baharda olabildiğince geliştirmek gerekmektedir. Aksi taktirde havaların erken ısınması nedeniyle sabit arıcılık yapacaklar için yaz mevsiminde nektar durumu oldukça düşük seviyelere inmektedir.Bu sorunu aşmanın en basit yöntemi ise tabiki daha yeni ısınmaya başlayan bölgelere arıları götürüp o bölgelerdeki bal akımından faydalanmaktır.


Doğayı takip ettiğimizde ise hemen her dönem mutlaka bir çiçek türünün açtığını diğerinin kapandığını gözlemlemekteyim.Şu ana kadar açan bademler, akasyalar, narenciye, üçgül ve kanola gibi nektar veren bitkilerin içinde arıların, oran olarak en fazla kanola bitkisinden faydalandığını düşünüyorum.Çünkü akasya ve narenciye arıların bulunduğu arazide malesef yok denecek kadar az.Yukardaki çiçek türü ise meşhur kekik türlerinden dağ kekiği dedikleri türe ait.Şu ana kadar birikmiş olan balın içine bu bitkiden alınan kendine has kokulu nektarda karışırsa balın daha iyi olacağına inanıyorum.

Acemilik bu olsa gerek o kadar kitap defter karıştırmamıza ragmen bazı şeyleri uygulamadan öğrenmek olmuyor.Literatürde arı otu (faselya) diye geçen bu bitkiyi ekerken , tohumunu çok fazla derine atmamak gerekiyormuş; bizim ekim işinde bu konuya dikkat etmediğimiz için çiçeklenme dönemide zaman aldı tabi.Sonuç olarak tarlada yetişti ama bu sıcaklarda ne derece verimli olacak zaman gösterecek.


Üstüne umursamazca basarak geçtiğimiz üçgüle benzeyen yer çiçeklerinden biri, inanılmaz derecede arı çeken bir çiçek türü.Hemen hemen hepsinin üstünde arı vızıltısı duymak mümkün..

İşte devedikeni dediğimiz diken ve üstünde arının taktire şayan çalışma temposu .Ben onu birazda fotoğrafçılığın en güzel ürünlerinden birini yakalama derdinde resmetmeye uğraşırken onun konsantrasyonunu bozmak mümkün mü?



Bu fotoğrafı (laf aramızda) çokta güzel çekmişim , kendim bile beğendim işin doğrusu.


Geçen yıl çok gözüme batmayan ancak bu sene arıların sayesinde çevreye bakış açımızın değişmesiyle dikkatimi çeken çiçek türü ama malesef üstünde bombus arısından başka arı yok.


Bu bitki türüde arıları oldukça cezbeden bir yapıda çiçeklere sahip,tarlanın hemen kenarında bulunan bu çiçeklerin üstündeki arıları görünce cep telefonunun kamerasıyla bir kaç kare alıverdim ama resim kalitesi oldukça düşük.Önemli olan arıların sevmesi , fotoğraf iyi çıkmasada olur değil mi?
Nektar dönemi azalmaya başladı ben daha yeni uyandım ve katlı kovanlara ana arı ızgarası koydum, katlarda ana arının yumurtaları ile bal kemerlerinin karışık oldugu çerecevelere denk gelince mecburen bu uygulamayı yapmak zorunda kaldım.

Kapalı gözlü çerceveler ile ballı çerceveler yukarı katta, açık gözlü ve ballı polenli çerceveler alt katta kalacak şekilde düzenleme yapılarak kovanlar tekrar kapatıldı.
Üst kata konan çercevelerden biri...


Yine aynı şekilde üst kata konulan kapalı gözlü çerceve
Açık gözlü ve ballı polenli çercevelerin oldugu alt kuluçkalık


Kat arasına ana arı ızgarası koymaktaki en önemli husulardan biride ana arının alt katta hapsedilecek şekilde bizzat görülmesi.Çerçevelerin hem ana memesi hemde diğer kontrollerinin yapılması neticesinde yapılan bu son düzenleme ile bekleme dönemine girmiş bulunuyoruz, bundan sonrası arılarımızın becerisine kalmış.

Bizim balkonda itina ile beslediğimiz minik kovanımızda bulunan arılarımıza giriş deliğinin ön kısmında biraz bal ikramında bulunalım dedik; anında balı farkettiler ve saf düzenine geçerek hortumlamaya başladılar.Onların balı nasıl hortumladıklarını görmeye değerdi doğrusu...



Balı tahtanın üstüne bulaştırdıktan bir süre sonra zaten az miktarda olduğu için baldan eser kalmamıştı.

14 Mayıs 2008 Çarşamba

BALKONDAKİLER

Yedek ana bulundurmak maksadıyla kovanlardan elde ettiğim fazla anaları değerlendirmenin tek yolu elde bulundurulacak minik kovancıklar herkes tarafından bilinmektedir.
Bu amaçla bende geçen yıldan kalma (tarafımca yapılan) minik kovanımda bir miktar arıyı gelenek olduğu üzere oturduğum evin balkonunda misafir ediyorum.

Minik kovanı oluşturmak normal kovanı oluşturmaktan daha zor,öncelikle bu kovana özel petek kabarttırma işleminin yapılması ve arıların bu kovanda koloni yaşam zincirinin kopmaması için sayıca yeterli arı miktarının bulunması gerekir.

İlk etapta benim gibi elinde hiç kabarmış peteği olmayan birisi için kovana ilk günlerde sürekli besleme yapılarak arıların kovandaki yaşam koşullarının kendilerince hazırlatılaması ve gelişmelerinin düzenli olması için dikkatle izlenmesi gerekir.

Minik kovanda aklıma gelen besleme aparatı benim kanaryanın suluğu oldu, arılara zarar vermeden nasıl onları besleyebilirim diye düşünürken en basit materyal bu suluk aklıma geldi ve şu ana kadar görevini çok iyi yaptı.
Kovanda standart dışı geniş çerçeve kullanırsan olacağı bu; Arı iki çerceve arasında kalan boşluğu kendi standartına göre fazla buluğundan dolayı araya dalak asarak fazladan petek örmüş.Bence sakıncası yok ama ilerde az daha güçlendiklerinde yeni bir düzenleme yapılarak daha uygun hale getirilecek.Görüldüğü gibi çerçevede hem bal ve polen hemde kapalı yavru gözlerini bir arada olduğundan kovanda şimdilik bir sorun yok.
Bir taraftan bal stoklarını astıkları dalağa yapıyorlar, bir taraftanda ark kısımda kalan yavrularını ısıtıyorlar.

Sonbaharda ve muhtelif zaman zarfında söz konusu olabilecek ana arı kayıplarında kovanlarımızı sönmemesi için mutlaka yedek ana bulundurmak gerekir.Geçen yıl benim başıma bu tür tatsız olay geldi ve malesef elim kolum bağlı kovanın sönmesini bekledim.Bekledim derken tabi anasız kovandaki arıları başka kovanlara taksim etmekten başka çarede kalmıyor yapılacak.

Bunun gibi bir kaç tane daha ( en azından dondurma kutularında ) ana besleme kolonisi oluşturabilirsem anasızlıktan dolayı kovan kaybı yaşayacağımı sanmıyorum.

Sonuç olarak bu kovancıklardan elde edilebilecek en büyük fayda yedekte ana bulundurmak.Normal bir kovana dönüşürmü ? Zor!

ÇERÇEVE HAZIRLIĞI

Her ne kadar çerçevelerimizi zamanında hazırlamış olsakta yinede eksik kalan kısımlar olmaktadır.

Bir çok arıcı arkadaşımız sezona girmeden evvel bu tür hazırlıkları yapmışlardır.Benim gibi geçen yıl bir çok kabarmış çerçevesini petek güvesine hediye eden acemilerde böylece en gerekli zamanda bu işlere tekrar emek sarfetmek durumunda kalırlar.


Şu ana kadar gerektiği kadar bir çok kereler çerçeve hazırlamış olmama rağmen bu konuyu işlemeye fırsatım olmamıştı.
Kendi hazırladığım çerçevelerde, bugüne kadar elde ettiğim bilgi birikimine uygun olarak en itinalı şekilde ham peteği çerçeveye tutturmaya dikkat etmeye çalıştım.

Bunun için öncelikle elimde bulunan çerçevelerin içinde mukavemeti ve ağaç yapısında bozukluk olanları eleyerek en düzgün olanlarını kullanmaya özen gösterdim.Çerçeve hazırlığında öncelik olarak ham peteğe iskelet oluşturacak olan tellerin birbirine paralel yapıda olacak şekilde yan deliklerin eşit mesafelerde delinmesi ve sonrasında telin gerilmesi gerekmektedir.Bundan önce piyasadan hazır vaziyette satın aldığım çerçevelerde bu ayrıntıya dikkat edilmediğinden ister istemez petek üstündeki düzensizlikerden dolayı erkek arı gözleri oluşmaktaydı.Hatta peteğin bazı bölgelerini arılar kendileri bozuyorlardı.

Adı üstünde temel petek ya; temel ne kadar düzgün olursa üstündeki yapıda ona göre olacaktır.

Delikleri delinmiş , teli gerilmiş ve ahşap yapısı iyi olanlardan hazırlanan bu çerçevede öncelikle ham peteğin düzgün durmasını sağlayacak şekilde üst çıtaya sabitliyorum.


İlk etapta bal mumunu parmaklarımla yapıştırdığım peteği daha iyi tutsun diye bıçağın sap kısmıyla iyice bastırarak yapışmasını sağlıyorum..

Bıçağın sapı yapışarak mumu bozmaması için kestiğim şerit şeklinde yanmaz kağıt parçasını mumun üstüne yatırıyorum.

Mumun çerceve içinde her kenara eşit mesafede durması için üst çıtaya yapıştırılan kenarın oldukça düzgün bir şekilde sabitlenmesi gerekiyor.

Mumun çerçeve içindeki duruş şeklinin düzgün yapıda olması için tüm yüzeylerinin tellere temas etmesi ve o şekilde iken ısıtıcıya tabi tutularak telin muma kaynaması sağlanmalıdır.Isıtıcı konusunda ilk düşünceyi ortaya atan kimdir bilmiyorum ama benim bu konudaki fikir babam arıcılıkla ilgili bir çok konuda olduğu gibi Halil BİLEN 'dir.Kendisine bu vesile ile burdan bir kez daha teşekkür ediyorum .Isıtıcı ile tutturulan mumlardainanılmaz derecede düzgün bir petek sabitlemesi oluyor ve arıların erkek gözü yapacakları hiç bir yer kalmıyor gibi bir sonuç elde ediliyor.

Çerçevemiz kullanıma böylece hazırlanmış vaziyette, ancak bir ayrıntı daha var tabiki; genellikle evde hazırladığım bu çerçeveleri herhangi bir zarar vermeden kovanların yanına götürme konusu..Malesef taşımadaki dikkatsizliklerden dolayı bir kaç petek hasarlanarak kullanılamaz hale geldi.

Kalın sağlıcakla, arı dostları....



13 Mayıs 2008 Salı

EN SONUNDA VAZGEÇİRDİM

Bahara girerken belirlediğim kovanlar vardı.Kimlerini bala yönlendirecektim, kimilerini bölmeye tabi tutarak kontrollü kovan çoğaltımı yapacaktım.Evdeki hesap çarşıya uymaz derler ya bizim hesaplarda tutmadı tabiki.

Şu andaki düşüncem olsa kesinlikle bölme yapmam ancak bazı kovanlarımı böldüm işin başında.Çalışan biri olarak çok fazla kovanla ugraşmak bir hayli uğraştırıcı iş. Keşke bölmeseydim de onlarıda bala yönlendirmiş olsaydım.

Beni bir hayli uğraştıran bala yönlendirdiğim kovanlarımdan bir tanesi.Bu hafta sonu yaptığım son kontrolde oğula gitmekten vazgeçmiş gibi olduğunu düşünüyorum artık.

Çünkü çerçevelerde o memelerden yok gibi bir şey.İki katlı olması dolayısıyla kovanı kontrol etmek ne kadar da zorlaştı.

Tek tek bütün çerceveleri önlü arkalı kontrol et, o çerçeveleri arılara zarar vermeden tekrar yerine yerleştir, bu arada gerekli yer değişikliklerini yap derken ne kadarda hızlı geçmiş zaman

Ben onlar için en üst düzeyde itinayı gösterirken, onlar malesef benim için aynı şeyi düşünmüyorlardı. Ellerimden gereğinden fazlaca iğnelediler.

Sonuç olarak, onlarda bende rahatladık ancak şimdilik tabiki, yaklaşık olarak 2 hafta sonra son kez bakacağım ve bir daha karıştırmayacağım kızların yuvasını.

Bu kovan benim 23 cm genişliğe sahip çıtaları kullandığım ve diğerlerinden farklılık arz ettiği için geçen yıldan beri bir kenarda duran kovanlarımdan biri.

Bu yıl hesapsızca gelen oğul arıları olunca mecburen bu kovanı kullanıma açtık.Ancak içine arı koyduktan sonra giriş deliğindeki sıkıntı dikkatimi çekti.

Arıların giriş deliği yeterli seviyede değildi, hemen gereken yapıldı içindeki arılar zaman olarak yarım saatliğine başka kovanda misafir edilip,girişteki delik sayısı ve çapı artırılarak tekrar eski yerlerine alındılar.Hanım kızlar malesef yeni açılan deliklerdeki pürüzlülüğü sevmediler ki kendilerince delikleri sıva yapıyorlar.

Bu yıl malesef bu dalak asma durumuyla çok karşılaştım, sürekli olarak temel petekli çerçeve ilavesi yapıyor olmama ragmen yinede kendi bildiklerine bu durumu oluşturmuşlar.Hazırlıksız yakalanmanın sonuçları işte , zamanında tedbir almazsan böyle gereksiz işlerde çalışır bizim çalışkan arılarımız.
Hemen her gün arılığa gidemediğim için polen kutularında biriken polenler malesef rutubetli bir durumda kalıyorlar. Oysaki her gün onları hiç rutubetlenmeden alma şansım olsa ne güzel olacak bu işin meyvesini yemesi...

Hafta sonu kovan içi kontrollerinde en beğendiğim ana arılardan biri buydu ve fotoğrafını sizlerle paylaşmak istedim.

Ana arının rengi ırkı hakkında bir fikir verirmi tam bilemiyorum ama uzmanların bu konudaki görüşlerini bilmek isterim şahsen...

Ben onu fotoğraflamaya uğraşırken o işini yapmaktan geri kalmıyordu.


Evet işte oğul arılarımdan birinden alınan resimlerden biri.Dikattimi çekip fotoğrafını almamdaki sebeb,hazır temel petek dururken yandaki şurupluğun altına dalak asmasıydı.

Oysaki peteğin diğer kısımlarında henüz kabarmamış yerler mevcut ve onların yaptıgına bakın.

Bugünlerde dağlarda ve yamaç yerlerde bolca bulunan bir çiçek türü ama malesef üstünde arı yok.

Çiçeğini yakından incelediğimde akasyaya cok çiçek benzeyen yapısı var ama içinde bal özü yokki arılar ziyaret etmiyorlar.

Az bulunan çiçeklerden biri ve yöresel olarak karabaş otu denen çiçeğin bir türü sanırım.

Hobilerimden biri daha... Kanarya, Fenerbahçeli olupta bu kuşları sevmemek biraz abes olurdu herhalde...
Bizim köyümüzün mehmet amcası, yolumuzun üstünde oldugundan selam vermeden geçmek mümkün değil.Onu tarlasında çalışırken gördük ve kolay gelsin demek için yanına vardık,elinden sigarası başından yöresel örtüsü hiç eksik olmaz ama bugün nasıl olduysa sadece sigarası var ...


7 Mayıs 2008 Çarşamba

ARILARDA YENİ VİRÜS

07.05.2008 TARİHLİ HÜRRİYET GAZETESİNİN HABERİ

Arılarda 3 yeni virüs

Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Veteriner Fakültesinde 5 bin arı üzerinde yapılan incelemede yurt dışında yaygın olarak görülen, Türkiye'de ise bugüne kadar hiç rastlanmayan üç farklı virüs bulunduğu bildirildi.Akdeniz Bölgesi'nin bazı illerinde bal arıları üzerinde bir araştırma yapıldı.Araştırmayı yapan ekipte yer alan MKÜ Veteriner Fakültesi Parazitoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Mustafa Necati Muz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bal arılarının ölümlerinin tıbbi nedenlerini saptamak amacıyla Ankara Üniversitesi ile Hatay, Adana, Mersin, Osmaniye'de bulunan arılar üzerinde inceleme yaptıklarını söyledi.Arıların sonbahar ve kış aylarında mevsimin ılıman geçmesi nedeniyle Akdeniz Bölgesi'nde bulunduğunu ifade eden Muz, şöyle devam etti:“Bal arıları ilkbaharda İç Anadolu ve yaz aylarında da Karadeniz Bölgesine göç ediyor. Bölgemize kış aylarında geri geldiklerinde ölümler artmaya başlıyor. Örneğin 2006 yılında bölgemizde 33 bin kovan telef oldu. Birçok arıcı sıkıntıya girdi. Yaşanan bu ölümler nedeniyle arılar üzerine bir araştırma yapmaya karar verdik. Bu kapsamda Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay'daki yetiştiricilerden 5 bin arı topladık. Bu arılarda hastalık olup olmadığıyla ilgili laboratuvar incelemesi yaptık. İncelemede yurt dışında yaygın olarak görülen, Türkiye'de ise bugüne kadar hiç rastlanmayan üç farklı virüse rastlandı. Birçok arının küresel ısınmanın yanı sıra, tespit ettiğimiz deforme, akut, varroa destructor virüsleri nedeniyle halsiz düşüp öldüğü tespit edildi.”Arıların bu virüsleri göç ettikleri yerlerden alabileceğini vurgulayan Muz, “arılarla ilgili risk haritaları oluşturulup, yetiştiricilerin kullanacakları ilaçlarla ilgili eğitim çalışması düzenlenmeli” diye konuştu.Haritaların oluşturulmasıyla arıların hangi bölgeden ne şekilde virüsler alabileceğinin ortaya konulabileceğini belirten Muz, bunun sonuncunda da uygun ilaçlama yöntemleri ile bu virüslerden kurtulunabileceğini kaydetti.“ÖNLEM ALINMAZSA ÖLÜMLER DAHA DA ARTAR”Türkiye'nin 4,5 milyon arı kovanı ile dünya genelinde kovan sayısı açısından ikinci sırada yer aldığını vurgulayan Muz, ancak yetiştiricilerin bilinçli olarak bu işi yapmadıklarını ileri sürdü.Önlem alınmaması durumunda geçen yıl yaşanan ölümlerden daha fazlasının yaşanabileceğinin altını çizen Muz, Türkiye'de bal üretiminin giderek azalacağını ve yetiştiricilerin zor duruma düşeceğini söyledi.

4 Mayıs 2008 Pazar

ŞEHRİN ORTASINDA OĞUL OLURMU ?

İzinli olmam nedeniyle evdeyim ve balkondan tesadüf eden görüntüye şaşırmamak elde değil



Balkondan yakaladığım oğul uçuşu görüntüleri

Neyseki konduğu ağacın boyu fazla yüksek değil


Önceden hazırlıklıyım ya, kovandı çerçeveydi vs. hepsi mevcut..
Arıların hareketliliğini izliyorum
İşte ana arı yan duvarda ne işi varsaaa
Ana girdikten sonra dışarda kalanları içeri almak hiç zor değil




Arıların kovana girişlerini izlerken bile onların yaşam tarzının ilginçliklerini görmek mümkün





Ana arının içerdeki süratine bakın, korkulu ve heyecanlı yeni bir hayata başlıyor, haydi hayırlısı