30 Haziran 2008 Pazartesi

KESTANELER AÇTI AMA?

Bu ne şanssızlıktır, tam işi başardık emeklerimizin karşılığını bu sefer alacaz diye büyük bir umuda kaptırmışken kendimizi başımıza gelene bak. Adamın biri bizim arıları yok sayarak hafta içinde çevrede ilaçlama yapmış ve bizim arıların büyük çoğunluğu aynen nakavt.

Geçen hafta oldukça iyi durumda olan arıların bu haftaki kontrollerinde geçen haftaki yoğun tempolarını göremeyince durum ortaya çıktı.Malesef yapılan ilaçlamadan etkilenmiş bizim arılar ve nüfusları oldukça azalmış.





Arıların yanına giderken körüğü evde unutmuş olmam nedeniyle dumansız kovan kontrolü yapmak zorunda kaldım.


Ihlamur çiçekleri yavaş yavaş açmak üzereler, sabahları çiğ oluşumu gözleniyor ve bal akımına katkısı olacak gibi.
Böğürtlenler nerdeyse meyveye dönüşecek duruma gelmiş olmalarına ragmen arılar tarafından çokça ziyaret edilmekte..
Kuzenimin oğlu batuhan, ben onunla taş atma yarışması yaparken benim çocukta onu fotograflamış.

İşte kestanelerin son hali, üzerleri arı kaynıyor ve bu yogunluk oldukça iyi bir ses tonu yayıyor ortama..
Tamamen açmış kestane püskülü, bazı kestaneler cinslerinden olsa gerek tam açmamışlar.


Görev başındaki işçilerden biri. Polen toplamakla görevli bugün.

Oldukça dağınık duran kovanlarımın hali.Bahçe ilaçlamasından sonra durum vahim gibi, inşallah kestane bitinceye kadar toparlarlar.

23 Haziran 2008 Pazartesi

Kontrollere devam

Hafta boyunca ayrı kaldığım arılarımı hafta sonu kontrole gitmeden yapamazdım elbette.Gitmekle ne kadar iyi ettiğimide varınca anladım. Arıların bulundugu ortamdaki kestane ağaçları yavaş yavaş çiçeklenmeye başlamışlar.
Her ne kadar oraya geç gittiğimi düşünüyor olsamda oraya iyiki arılar götürmüşüm. İzmir bölgesinde hemen hemen her yer aşırı sıcaklardan dolayı kurumaya başladığı için nektar namına bişey kalmadıgını arılar hemen her hallerinden belli ediyorlardı ki cennete yolculuk yapıldı.

Kestaneler yarısı açmış yarısı açmak üzere olduklarından dolayı nektar akışı oldukça hızlanmış durumda. Arılarım böyle bir yerde bulunduklarından hallerinden oldukça memnun görünüyorlar.


Araziye hemen girişten doğanın ne kadar güzel oldugu hemen kendini gösteriyor.Kovanların bulundukları yer oldukça geniş odugundan dolayı kovanları olabildiğince dağınık şekilde araziye konuşlandırdım.Belirli bir düzen olmadıgı için ben arılarımla uğraşırken köylülerden biri uzaktan bana seslenerek ne dese iyi " sen bu işlerde yenisin galibaaa".
Sesin geldiği yöne baktımki oralı köylülerden biri. Hayırdır neden böyle dediniz dedim, arıcının ustalığı kovan yerleştirmesinden belli olur demezmi.
O anda hem yorgun hemde kaybedecek zamanım olmadıgı için fazla iddialaşmaya gerek bırakmayacak şekilde gereken cevabı verdikten sonra işimize devam ettik.Ama hoş bir anı olarak kaldı tabi bu söyleşi.
Benim balkonda hem kendileri eziyet çeken hemde bana çektiren minik kovandaki arılarımıda son seferimde aynı cennete götürdüm. Önümüzdeki hafta sonu onların durumlarıda netleşir. Bakalım onların gelişim hızıda artacakmı?

İzmirde mart nisan aylarında bol bol rastladığımız bu görüntü oradada karşımıza çıkmazmı.Hafta başında yeterli petek takviyesi yaparak bıraktıgım kovanlar malesef benden hızlı davrandıkları için yine asmışlar dalağı kapağın altına.Bu kovanlar oğul kovanları ve gelişim hızları daha artsın diye oraya götürmüştüm ve bugüne kadarda mevcut kapalı gözlü çerçeveleri alarak katlı kovanlara takviye amaçlı kullandım. Dolayısıyla bu kovanlar şimdilik zayıf gibi görünselerde kışa yeterli seviyede nüfusla girsinler ve seneye daha güzel şeyler yapsınlar yeter.Bunlardan tüm beklentim bu yönde...


Kovana üstten bakışta petek kabartma ve sırlama olayı bariz şekilde kendini gösteriyor,Şimdilik sorun yok, bakalım nereye kadar bu harika durum devam edecek.

Kovanın bir tanesinde transfer hazırlıgı yaptığım gün ana arıyı kovandan kaçırmışım.Ana arı ızgarasından nasıl olduysa yukarı çıkan ana arı üst kata yumurta atmıştı ve bende onu o hengamede alt kata geçtimi geçmedimi diye kontrol ederken ne oldugunu anlamadıgım bir şekilde hazır anayı yok etmişim.
Bu kontrolde, baktım ki kovan nüfusu nerdeyse bitmek üzere ve kovana hemen yumurtalı cerceve takviyesi yapılarak diğer çerçeveler alındı ve diğer kovanlara hediye olarak dağıtıldı.

Benim oyuncağım olan minik kovandaki çerçevelerde nüfus oldukça artmış oldugundan minik kovanın normal kovana rotasyonu işlemi için kendimce formul buldum.Minik kovandaki çercevelerin 6 tanesini ikişerli gruplar halinde eski çerçevelerin üst çıtalarını kullanarak bakır telle bu üst çıtaya sabitledim.Bu şekilde üç normal cıta haline dönüşen bu çerçeveleri yanyana kovanda sıralayıp yanlarınada kabarmış bir çerçeve vererek yeni bir kovan elde etmenin ilk adımı atılmış oldu.Yakın zamanda bu minik çerçeveler burdan alınarak tekrar eski küçük kovana geri iade edilecek.

Oğul arılarından biri, içinden çerçeve çıkartmasaydım bunlar çoktan kata cıkmıştı ama neysee. seneye artık.


Akşama doğru yorgunluktan belimizi düzeltemez hale gelmişizde haberimiz yok.


Sırf fotoğraf güzel olsun diye çekmeye çalıştıgım bir çiçek türü, arının çiçeğin içine balıklama dalması ve polen toplarken aldırış etmemesi ne ders alınacak bir durum.




Böğürtlen çiçeklerinin üstünde nektar alan kızlarımız dünyadan kopmuşlar işlerine bakıyorlar.



Haydaaaa, bu boruda ne böylee? Evet görünüşte atık su borusu ama resme dikkatle bakıldıgında ayrıca haber yapacağım bir konu var bu borunun yanında.Taştan yapılmış bir ev, yanında atık su borusu iniyor veeeee boruyla taş duvar arasındaki küçük delikten vızır vızır çalışan arı yuvası.
Geçen yıl bu kızlarımız oğul vermişti, bu sene halen beklemedeyiz. Bakalım ne zaman bölünecekler? Bende hiç oğul arısı sevmem ya işte :))


17 Haziran 2008 Salı

Yeni yerimizdeki kontrol

Kovanları götürdüğüm yerde ilk gün sorun varmı yokmu diye kovan içi kontrol yapamamıştım; aradan 4 gün geçtikten sonra ne var ne yok diye bir kontrol edelim dedik.Herhangi bir sorunla karşılaşmayacağımdan emin olmama ragmen yinede göz kontrolü yapmakta fayda var dedik .
Kesteneler bir çok yerde açmış durumda ve hatta bitiyor olmasına ragmen bizim bu bölgede daha yeni açacak..Arılarım çiçekler açınca ne yapacaklar bende merak ediyorum,cennetemi geldik acaba diye şaşıracaklardır eminim..

Hava geceyle gündüz arasındaki sıcaklık farkından dolayı yeni yeni ısınmaya başladığı saatte bizde işe koyulduk ve fazla rahatsızlık vermeden üstten kontrole başladık.

Taşıma esnasında standart dışı olan ve boyu kısa oldugu için düşen bir kaç çıtadan başka sorun gözlemlenmedi kovanlarda.Çıtalar, son çıta yandan civiyle sabitlendiğinden yana kaymamıştıve arılardada yolculuk esnasında telef olanlar haricinde fazla olumsuzluk görünmüyordu.
Genel görünüm bu şekilde, arazi geniş olunca yer beğenmekte zor oldu ...


Bunlarda gelişmesini beklediğimiz oğul kovanlar, bu yıl beklentimiz yok onlardan.


Ne olacaksa iki katlı kovanlardan olacak, bakalım hayırlısı


Sabahın köründe arılıkta olunca yapılacak en güzel şey arılık ve çevresindeki bitki örtüsünün fotoğraflarını çekmek. Kahvaltı saatine kadar çevredeki güzellikler nasılda kendine çekiyo biz doğa sever arıcıları...

Biraz elinizi çabuk tutun arılarım sizleri bekliyo biran evvel açında nektarınızı ve poleninizi alalım diye.
Ağaçların arasından güne günaydın diyen böğürtlen çiçeği ben burdayım der gibi. Yarı açmış yarı kapalı ...
Deve dikeni, görünüş itibariyle bakmasını bilene tablo gibi görünüm sergilemiş.
Yer çiçeklerinden bir tür, fazla miktarda yok ama olsun buda doğanın bir tür zenginliği.





Arıların farklı bir ortamda nasılda güzel çalışmaya başladıklarının videosunu görüntüleyeyim dedim ama pek net olmayan bir görüntü olmuş . Fotoğraf makinasını kamera olarak kullanırsak hepsi bu kadar olur işte.

8 Haziran 2008 Pazar

HAFTA SONU MACERASI

Bölgemizin iklim özellikleri nedeniyle erken gelen yüksek dereceli hava sıcaklıkları nedeniyle bitki örtüsü erken kurumaya başlayınca arıların nektar getirmesi oldukça azaldı.Çeşitli sebeblerle sürekli olarak arılarla haşır neşir olunca arılardaki davranış değişikliklerini farketmemek imkansız.Nektar akışındaki azalma gerek erkek arıların yok edilmeye başlanması gerekse hırçınlık ve tembellik olarak arıların hareketlerine yansımış durumda.

Yaklaşık 3 ay evvel ektiğimiz arı otları ekimdeki hatamızdan dolayı nektar akımına yetişmedi ve şimdide havalar aşırı ısındığı için fazla bir faydası olmadığı izlenimi yarattı bende; zaten bu türden işler bana taşıma suyla değirmen döndürmek gibi geliyor.

Yine hobi amaçlı ektiğimiz ayçiçekleri yeni yeni açmaya başladı.Trakya bölgesindeki gibi sayıları milyonları bulan miktarda ekim yapılmalı ki arılar nektar alımında zorlanmasınlar.Bizim ektiğimiz bu ayçiçekleri arıların sabah kahvaltısına bile yetmez.

İşte bu yıl bölgemizde bol miktarda bulunan kanola bitkisinden alınan nektar sonucu arılarımın yapmış oldugu ( az miktardada olsa keyif verici görünümü var) bal dolu çerçeve.Bir kovandan aldığım bu çerceve belkide bal dolu diye aldığım tüm çercevelerin en iyisi,diğerlerinde ise bu kadar sırlı petek yoktu.

Arıların ana arıya yumurtlama alanı açmak için petek gözlerine depoladığı balı yemesi neticesinde umduğumdan daha az olan ilk bal alma girişimimde en azından bir miktarda olsa emeklerimizin karşılığını almak tüm yorgunluğa değiyor doğrusu.


Arıcılıktan anlayan anlamayan tüm insanların beğeniyle tattıkları balı cam kavanozlarda saklıyoruz.Keşke daha fazla olsaydıda bu kavanozlardan daha fazla satın almak zorunda kalsaydım.


İşte fazla sıcaklardan ve çevredeki bitki örtüsünden gelen nektarın azalması neticesinde kovana girmeyip kovan önünde öylesine beklemeyi tercih eden arılarım.

Bu bekleyişten onları kurtarmak lazımdı ve gereken operasyon geçtiğimiz cumartesi günü yapıldı, yok öyle boş oturmak...


Kovanları götürmek üzere cuma gününden hazır bulundurduğum kamyonet; aracın sahibi kişisel olarak arıcılıkla ilgisi olmayan lakin benim bu zorlu uğraşım hakkında sıkca sohbet ettiğim GEMMAK firmasının sahibi. Kendisine faaliyet gösterdiği liman makinaları tamir bakım imalat ve kaynak işleri konusunda başarılar diliyorum..Sonuçta onun başarısının bizede faydası oluyor dolaylı olarak.Teşekkürler Yüksel bey.


Kovanları bu kadar nektar akımına hazır hale getirip getirip sonrasında ortalıkta bişey kalmayınca o kadar işçi boş kalmasın diye son bir hafta içinde biraz çekinerekte olsa başka bir yere götürmeye karar verdim.Ege bölgesinde nereye götürebilirim diye düşündüğümde aklıma en uygun yer olarak kestanesinin bol olan bölgesi geldi.Gecenin geç vakti benim küçük biraderi göreve çağırdım ve başladık hazırlıklara.Öncelikle ayaklardan kene girmesin diye tedbirimizi alıyoruz.

Tedbirimizi alıyoruz alıyoruzda sonuçta ne olsa iyi, kardeşimin başının sol yanında tahminen maskenin içinden gelen bir keneyi sabaha karşı hastanede çıkarttırmak zorunda kaldık.


Gece iyi kötü etrafımızı aydınlatan gaz lambası.Bir zamanlar insanları aydınlatan bu ışıktı işte; bizimde en azından bugünlerde oldukça işimize yarıyor.

İki kişi çalışınca sayı olarak fazla olmamasına ragmen kovan taşıma işi bizi oldukça yordu, ne maceraydı ne korku ve adrenalin dolu bir geceydi!

Başından sonuna kadar tam manasıyla en düzeyde dikkat ve özen gerektiren zorlu bir performans ödevi gibi.

Sabaha karşı vardığımız, kestalerin ve ıhlamurların bol oldugu bölgede tarlanın kıyısında bıraktıgım kovanlar.Verim alabileceğimi düşündüğüm çift katlıların ne yapacakları burda belli olacak önümüzdeki günlerde.İnşallah emeklerimin karşılığını bu bölgede alacağım Allahın izniyle...


İşte koca bir kestane ağacı, yakından baktıgımda çiçekleri henüz tam açmamış.Geç kalmaktansa erken davranmak daha olumlu; ıhlamurlarla yaklaşık olarak beraber açacaklarını düşünüyorum.Önümüzdeki günlerde durum ortaya cıkacak.


İklim olarak izmire göre oldukça farklı olan bu bölgenin karadenizle o kadar benzerlikleri varki kendimizi bir an yeryüzü cennetine geldik sandık..
Böyle güzel manzaralı yer olurda hatıra fotoğrafı çektirilmezmi?


Daha çok karpuz çatlatan suyu olarak bilinen dağ içi piknik alanında bulunan mermeroluk çeşmesi, akan suyun soğukluğu o kadar çokki bir bardak suyu taksim taksim içmek zorunda kaldım.


Orman alanında bulunan çam ağaçlarının yükseliği ve sıklığı dikkat çekici derecede, kestaneden sonra çam balıda alınabilirmi acaba ?


Bu resmi özellikle çektim, arıların bulunduğu 1200 rakımlı orman alanının ne kadar yüksek oldugunu görebilmek için.Yükseklik dedimde acaba o kadar yüksek rakımlı yerde geceleri üşüyorlarmı acaba ben bu satırları yazarken.

İşte kestane çiçeğinin son hali, yaklaşık bir haftası daha var gibi geliyo bana.


Bu çiçeği özellikle çektim, başka hiç bir yerde olmayan ama bu bölgede çokça bulunan değişik bir çiçek.Yörenin insanları beyin damarlarını açıcı özelliği oldugunu söyledikleri şifalı bir bitki türüymüş.Arıcı gözüyle baktıgımda kokulu ve poleni çok oldugunu düşündüğüm bir çiçeğe benziyo.


Arılarımın yakınında bulunan koca bir ıhlamur ağacı, çiçekleri tam açmamış ancak bunun gibi ıhlamur agacı çok oldugu için içim rahat bir şekilde döndüm onların yanından.



İşte genel panoramik görüntü


Kovanları aractan indirdikten sonra ön kapaklarını açıyorum , strese girdikleri her hallerinden belli.
Bir kaç güne o doğa ortamında kendilerine gelirler heralde.

Arıları götürdüğüm yerin sahibi akrabamız Mehmet amca, akrabam olduğu için söylemiyorum harika bir insan; kendisine yaşamakta olduğu bel ağrısı rahasızlığı için tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Bir günlük aşırı bir yorgunluk ve uykusuz geçirilen bir gecenin sabahında halen gülebiliyorum ya, helal bana ...

Tekrar görüşmek üzere , ben daha çok gelirim buralara bende bu arı sevdası oldukça.....