20 Temmuz 2008 Pazar

NE YAPMALI?

Sevgili arı dostları, bir çoğumuzun oldukça yoğun olduğu bu günlerde işini bilinçli yapan, tecrübesini bilgisiyle bütünleştirerek emeklerinin karşılığını fazlasıyla alan arıcı ağabeylerimiz olduğu gibi benim gibi bu işe gerek teorik manada gerekse uygulamalı olarak kısa zamanda çok şey öğrenmeye çalışan fakat doğadaki olası olumsuzları aşmayı henüz öğrenememiş arıcılarda var.Özellikle ege bölgesinde iklimin aşırı sıcak olması nedeniyle tanıdığım arıcıların diğer bölge arıcılarına oranla yeterli oranda bal alabildiğini sanmıyorum.


Sabit arıcılık yapmanın nerdeyse imkansız olduğu bu bölgede havaların ısınmaya ve bitki örtüsünün sarı renge bürünmeye başladığının işaretlerinin alındığı andan itibaren arıları daha serin iklime ve daha yeşil bir bitki örtüsünün olduğu yere götürmeye karar verdim.Kararımın ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğunu zaman gösterecekti.


Arıları götürdük götürmesine ancak hiçte hesap etmediğimiz bir durum karşıma çıktı bu bölgede,kadro olarak bal akım dönemine tam manasıyla hazır olan kovan mevcutları, çevrede yapılan tarımsal faaliyetler ve ilaçlamaları dolayısıyla büyük oranda etkilenmiş ve yaptıgım son kontrolde kovanların önü arı ölüleriyle doluydu.

Arı nüfusunun ilaçlamanın etkisiyle azaldığını açıkça görmeme rağmen ne yapmam gerektiğine dair karar verebilmiş değilim. Sezon olarak bundan sonrasında herhangi bir beklentimiz kalmadığı için mevcut ilaçlama faaliyetlerine o bölgede kaldıgımız sürece katlanmak zorunda olduğumu düşünüyorum.Zira gidilebilecek bir yer, her taraf yaz mevsiminin kavurucu sıcaklığını hissettiği için henüz yok gibi .

Geçtiğimiz hafta deyim yerindeyse yangından mal kaçırırcasına iki katlı kovanlardan birer ikişer olacak şekilde yarıya kadar sırlanmış 9 çerçeve balın alınmasıyla bir nebze üzüntümüz hafiflesede umutlarımız tam manasıyla tükenmiş değil.

Gün içinde sırlanmış ballı çerçevelerin alınması ve gerekli düzenlemelerin yapılmasıyla faaliyetimize son verdik ve izmire dönüş yapmadan evvel sıra geldi fotoğraf çekmeye...

Arıların etrafında maskesiz dolaşmakta insana zevk veren adrenalin salgılamasına neden olsada bence büyük risk.

Heyecanla açmasını beklediğim ıhlamur ağaçlarının çiçekleri tam manasıyla açmış ve arıların ziyaretleri oldukça sıklaşmış durumda.Kovanların içinde bulunan ballı çerçevelerin kokusu oldukça cezbedici duruma dönüşüyor zamanla.


Hemen hemen her evin önünde bulunan vişne ağaçları meyvelerini olgunlaştırıyor ve süper güzel bir görüntünün ortaya çıkmasına neden oluyor.

Doğaya görebilen gözlerle bakmak, doğadaki güzelliği görebilmek insanoğlunun pek başaramadığı bir olgu olsa gerek.Eğer ki öyle olsa kıymetini daha iyi bilerek yok etmek için elimizden geleni yapmazdık .


Bu fotoğrafın ne alakası var diyeceksiniz.Fotoğraf,hafta içinde kardeşimin otomobili ve benim kamyonetin yıllık fenni muayeneleri için şehirlerarası yolculluğumuzun resmidir. İzmir ilinde araç fenni muayeneleri çok detaylı yapılıyor olduğu için mecburen başka bir ilde karayollarının muayene istasyonlarında bu işi yaptırmak zorunda kaldık.


Araç fenni muayenesi için başka bir ile gidilirde orada yorgunluk atmadan geri dönülürmü?Benim biraderin müdavimi olduğu bir piknik alanında tek kelime ile süper denilebilecek güzellikte dinlenme faslından sonra yeniden izmire döndük.

Kardeşim ve oğlum pişirdiler , ben ve diğer aile efradına sadece afiyetle yemesi kaldı.Artık bu zorluğada katlanmak zorunda kaldım.


Bugün yani günlerden pazar gününü değerlendirmek amacıyla gittiğim çamlık bir alanda ağaçların üzerinde bulunan pamukçukları fotoğrafladım;Arıcı ağabeylerden bu fotoğrafı yorumlamasını bekliyorum.

Arı bu ağaçlardan bal alırmı? Görünüşe bakılırsa tüm çamlarda bu beyazlıklardan var.

Ve son olarak polen olarak oldukça zengin oldugunu düşündüğüm palmiye püskülleri.Arılarım bu palmiyelere yakın olsalardı ne polen toplarlardı ama?

Arılarımın yanına gittiğim ve yapacağım ilk kontrolde oluşacak yeni haberlerle tekrar buluşmak üzere kalın sağlıcakla....