8 Ağustos 2008 Cuma

Gezi gözlem ve sonuç

Geçtiğimiz ay içinde yaptığımız orta halli yaz tatili izni ile bir nebze psikolojik olarak rahatlamış olmamıza rağmen bizim için tatilin tadı arılarımızın durumlarının iyi oldugunu bilmekten geçiyor.
İster züğürt tesellisi olarak değerlendirilsin ister daha başka şekilde ben şahsen sezonu artısıyla eksisiyle geçtiğimiz yıla göre daha iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum.En azından kısa zamanda çok büyük tecrübe kazandım;Teorisiyle uygulamasıyla bilgi birikimi olarak kendimi sürekli arıcılık konusunda geliştirmek suretiyle ileride yapacağım daha olumlu işlerin temelini oluşturmaya çalışıyorum.


Arıcılıkla ne alakası var diyeceksiniz ama arıcılığın yanı sıra zeytincilikle ilgilenen arkadaşlarımıza buradan duyurulur; bu sen var yılı!!!


Konuyla çok fazla olmasada bizimde azıcık ilgimiz olduğundan gözümüz hep zeytin dallarındaydı ve yeni yeni oluşmaya başlayan daneleri görünce resimlemeden geçmedik.


İşte Emin abinin isimlendirmesine göre adı acem borusu olan çiçek.Bu çiçeği ilk tanıdıgımdan beri gördüğüm heryerde özellikle baktığım ve her seferinde üstünde arıların olduğu bol nektarlı bir çiçek türü...



Çiçekle ilgili bir tespitimde:Hemen hemen her yerde bol miktarda bulunan ve arsız diye nitelendirilebilecek çiçek türlerinden biri olduğu.

İşte içinde görev başındayken yakaladığım arılardan biri,tam göbekte bal mı alıyor polen mi alıyor bilmem .
Bal arılarıyla pastadan pay kapma yarışı içinde olan bombus arıları;bal arılarını korkutuyorlamı acaba hep merak ederim , bir gün iyi bir gözlemle çözecem bu sorunun cevabını.

Havlunun üstünde arı?Arıcı tatile giderde arılar onu yalnız bırakırmı hiç?Belki size anlamsız gelecek ama denizin orta yerinde suya düşmüş vaziyetteyken karşıma çıkan bu arkadaşımızı sol elimin üstünde tek kolla yüzerek karaya çıkarttım ama malesef kıyıya çıktıktan bir süre sonra kendisini kaybettik.Kurtarma operasyonunda geç kalındı büyük bir ihtimalle;kovandaki akşam yoklamasında bir eleman eksik çıkacak :)

Büyük çaplı arıcılık yapan ağabeyler gibi çok miktarda bal alacak çerçeveli kovanlarımız olmadığı için yapılan kontroller esnasında gördüğüm dolu çıtalardan üçer beşer çerçeveyi alıp eve getirip süzmek suretiyle bal sağım işini tek başıma gerçekleştirdim.

Benim gibi daha çok hobi maksatlı arıcılık yapanlar için bu tür işler yorucu olmaktan öteye işin en zevkli tarafı diyebilirim.


Yıl boyu uğraşının ardından ağzından bal akan bir çeşmeye sahip kazanın sonsuz dişliyi çeviren koluna asılırken bu işi kol gücünü kullanmadan uygun bir motor yardımıyla (temel peteğe zarar vermeyecek uygun bir devirde) çevirme fikride aklıma geldi.Elbette tahrik motoruna sahip kazanlarda zaten vardır yeni bir olay değildir ama bizim için ucuz olanı daha makbul olacağı aşikar.Bu konuya daha sonra eğilsem iyi olacak, şimdilik arıcılığı öğrenmem lazım..



Ballı çıtaların sırlarını aldıgımız tepsi ve bana göre balın engüzel tarafı olan sırlı bal bulaşıkları...


Bu kızımız çerçevenin üstünde o kadar yolu bilmeden gelmiş , sabaha kadar evde misafir oldu.Sabahleyin balkondan saldım dışarıya, uçtu gitti ama yuvasını bulamayacağı için sonu ne olur bilemem...
Cam kavanozdaki kestane balı;Aldığımız bal miktarı tabi bu kadar değil . Çok daha fazlasını aldık arılarımızdan ve şimdi yerken bütün yorgunluğa, yediğimiz yüzlerce arı iğnesine,maddi - manevi kayıplara ve özveriye değer.



"Taşı delen suyun kuvveti değil, sürekliliğidir" sözünü Sayın Selahattin GÜNEY abimin blogunda okumuştum,çok etkileyici ve düşündürücü bir vecize benim için.İşte bunun ispatını ortaya koyan fotoğraf; sürekli akan bir dağ suyu mermeri nasılda kendi akışına göre şekillendirmiş.
Ege bölgesinde tek kayak merkezi olan bozdağ kayak merkezi.Mevsim itibarıyla etrafta kar yok ve görünüm böyle.Bizim ilgimizi çeken ne olabilir böyle bir yerde ? Tabiki arılar ve etraftaki ballı bitkiler.Resmini çektiğim kovanların sahibiyle yaptıgım ayaküstü sohbette kovanlarının bal yapmadığı şeklindeydi.Kendisine söylemedim ama saldım çayıra mevlam kayıra anlayışıyla arıcılık yaparsan olacağıda bu tabikii.
Kovanların hemen yanında bulunan ve henüz açmaya başlamış olan kekikler.Arıcı ağabeyin söylemesine bakılırsa bu kekikler yağmur yağması durumunda ancak bal verirmiş.Tabi o zamana kadar kekik toplayıcıları bunları toplayıp kaldırmazlarsa...
Bu çiçeklerde arıların bolca ziyaret ettikleri için dikkatimi cezbeden değişik bir tür, tabi adını tam olarak bilmiyorum...


Tatile gittik dedik ya, bir yandan araba kullan bir yandan Muğla yöresindeki arıcıların kovanlarını görmemek mümkünmü?Kimisi düzgün istiflenmiş kimisi oldukça dağınık vaziyette duran binlerce kovan gördüm yol boyunca.
İşin ilginç yanı arılı kovana hiç denk gelmedim. gördüğüm tüm kovanlar anladığım kadarıyla ellerindeki fazlalık kovanlardı ve sağda solda bırakılmışlardı.Alttaki resimdeki kovanlara ne kadar üzüldüğümü anlatamam.Hazırcanım kovanlar ve diğer ekipmanları nasılda darmadağın duruyorlardı.Arıcı olarak ne yapacağını bilemiyor insan böyle bir durum karşısında....

Tekrar görüşmek üzere, saygılar...




3 yorum:

İlhami Uyar dedi ki...

Uğur bey pek tatil denemez baksanıza hep çalışmışsınız iyi mesailer,kolay gelsin.

Ballı Baba dedi ki...

Uğur bey, yeni başlayan bir arıcı olarak seni tekrar tekrar kutluyorum. Allah gönlünce versin, hasat ettiğin balı sağlıklı ve mutlu günlerde tüketirsin inşallah.
Bu yıl tek kelime ile süperdin süperrrrrrrr......

Zafer ANLAYIŞLI dedi ki...

Uğur kardeşim çalışmalarınızın semeresini (sonucunu) en iyi şekilde almanız insana yorgunluğunu unutturuyor. Bende sizin gibi yeni başlayanlardanım arıcılıktaki bu ikinci senem inanıyorumki bu arı sevgisi olduğu müddetce daha iyi sonuçlar alacağız.
Ayrıca bal süzme makinası konusunda benimde bazı düşüncelerim var bloğumda yayınlayacağım selamlar