11 Eylül 2008 Perşembe

KATLAR ALINDI

Arıllarımızı kestane için götürdük götürmesine de geri getirmeye fırsatımız olmadı.
Zaten getirsek ne olacaktı ki, her taraf sarı renge bürünmüş aylardır yağmur düşmemiş bu memlekette yeşil renkte hiç bir şey kalmamış...

Çam ağaçlarına bakıyorsun üstünde emare yok.

Sonuç olarak yeşilliğinden hiç bir şey kaybetmemiş doğası halen arılar için bir nebze faydalı olan bölgeye yaptıgımız hafta arası kaçamağında durumlar pek iyi sayılmazdı. Merakla beklediğimiz kekiklerin çiçeklerinin açması sanırım arılara pek yeterli gelmemiş olacakki arılarda yağmacılık eğilimi son haddeye ulaşmış görünüyor.

Şu ana kadar halen katları üzerinde bulunan bir kaç kovanın katlarını indirmekte geç bile kalmışım.Aslında kasıtlı almadım desem daha doğru, en azından üst kattaki çerçevelerdeki balı aşağı çekmeleri için bırakmıştım.

Üst kattaki çercevelerde seyrek sayıda arı oldugu gibi baldan eserde kalmamıştı.


Çerçevelerde bulunan arıları kuluçkalığa silkeleme esnasında hasıl olan durumdan diğer kovanlarda orda neler oluyor dercesine anında kontrol çekmeye başlıyorlardı.dolayısıyla yapabileceğim en hızlı şekilde katlardaki çerçeveleri alarak alt kata arıları sıkıştırdım.

Tümünde olmasada bazı kovanlarda nerdeyse 10 çerceveye yakın arı mevcudu bulunmakta...

Bazı kovanlarda ise daha az sayıda çerceve ve arı sayısı mevcut oldugundan gerekli düzenleme yapıldı.Balı ve poleni çok olan kovanlardan diğerlerine çerçeve takviyesi yapıldı.. Bu arada yagmacılık olayı kendi çapında tacizlerle kovan girişlerinde devam etmeye çoktan başlamıştı.

Belki bu sefer yağmacılık nedeniyle herhangi bir kovanıma en azından ben ordayken birşey olmadı ama ben yokkenneler oldugunu kimse bilmiyor.Taaaki benim bir sonraki kontrolüme kadar.Bir önceki kovan kontrollerinde hatırladığım kadarıyla çok bariz bir hata yaptıgımı sanmıyorum ama iki katlı ve oldukça yogun nüfuslu bir koloniye sahip kovanlarımdan birinde acı gerçekle karşılaştım.İnsanın tecrübesi hayatta yediği kazıkların bileşkesidir derler ya bu işlerde bizim tecrübelerimizi oluşturuyor.

İki katlı kovanı nasıl etmişler ne etmişlerse anlamadım ama kovan resmen büyük bir yağmaya tabi tutulmuş durumda sadece sandığı kalmış vaziyette beni bekliyordu...

Böylece yağmacılık dolayısı ile kovanı sönen arıcı tecrübesinede sahip olmuş oldum,bilgi birikimlerimiz hep kulaktan dolma yada okuma yöntemiyle elde edilen teorilerle oluşturulmaya çalışılırsa, işin uygulama safhası eksik kalırsa olacağı bu.

Arıcılığa ilk başladıgım günlerdeki gibi bu tür olumsuzluklar karşısında fazla üzülmüyorum ; nasıl olsa diğer kovanlarımla iş götürürüm diye .


Koskoca kovanda inanılacak gibi değil , bir tek arı kalmamış ya şu resme bakarmısınız.Seneye ve önümüzdeki yıllarda arıcılık adına daha olumlu işler yapmak dileğiyle..

8 yorum:

Murat Çakır dedi ki...

Güçlü kovanların yağmaya uğramasının en büyük nedeni ana arı kaybıdır. Ana arısını kaybeden kovanlar savunma gücünü de kaybediyor.

ALİ TÜRK dedi ki...

Arının gücü ne kadar olursa olsun,anaarısı yoksa her şey acayipleşiyor.Kovan öksüzlerin evi gibi oluyor.Görüp gözeten olmuyor kollayan kalmıyor,arılar pisikolojik olarak çöküyorlar,çaresizlikten.

Bu bahsettiğim şekildeki kovana önce bakın bunları göreceksiniz.

Sonrada kafeseflenmiş anaarıyı kovana koyun anında girişe nöbetçiler gelirler ve havalandırmalar başlar.Düzen yeniden kurulmuş olur.

İnsan her sene degişik tecrübeler ediniyor.Bilgilerimiz sürekli artıyor,öğrenimede hiç bitmiyor.

Büyükdereli Ayhan dedi ki...

Arkadaşların düşüncelerinin tümüne katılıyorum . Ana arı kaybı kovanın en büyük yağmalanma nedeni.
Hepimiz her an birşeyler öğreniyoruz.Demek ki öğrenmenin yaşı yok. İşlerinde başarılar dilerim
Selamlar

UĞUR KIRAN dedi ki...

Sayın üstatlarım yorumlarınızı okudum ve noktasına kadar tüm yazdıklarınızı aynen bende gözlemledim.Malesef söz konusu kovan anasını hernasılsa kaybetmiş ve sonrasında yağmalanma olmuş.Kovandan çıkardığım çerçevelerin bir kaç adedindeana memeleri bol miktarda bulunmaktaydı.Bende bu yağmalanma konusunda asıl sebebin ana kaybından kaynakladığını tahmin etmiştim, demekki yanılmamışım.
Arılardan uzun süreli ayrı kalınca anasız kalan kovanları takip etmekte haliyle zorlaşıyor tabiki.Değerli görüşleriniz için teşekkürler, saygılar.

İlhami Uyar dedi ki...

Uğur bey yaşadıkça daha neler öğreneceğiz,kuraklık böyle giderse daha vahim durumlar olacak gibi geliyor,arı işe gidemeyince körüğü yaktığınız zaman insanın peşinde geziyor.Hayırlısı ne diyelim,bu arada fotoların renkli olmamasına sebep nedir?kolaylıklar diliyorum.

PINARHİSARLI ARICI dedi ki...

Ugur bazı alınan derslerin bedeli ugraşılan şeyleri kaybetmekle ödenirmiş anlaşılan sen arıya pek ugrama zamanı bulamadın yada konturolda atladın soru belli cevap belli birdaha olmaz inşallah
KOLAYGELSİN

UĞUR KIRAN dedi ki...

İlhami abi, fotoğraf makinasında nostaljik resim çekelim diye ayar yapmıştım sonrasında düzeltmeyi unutmuşum, ondan dolayı bu şekilde oldu.Ali osman abi iyi dileklerin için teşekkür ederim ama olan oldu bir kere önemli olan ders çıkarabilmek.kalın sağlıcakla

Ballı Baba dedi ki...

Uğur kardeşim, artık sana yorum yazmakta bile zorlanıyorum. Yaptığın güzel çalışmaların yanında nostaljik fotoğraflarında işinde ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. "Boynuz kulağı geçer" sözü ne kadar da doğruymuş baksana dün başladın bize taş çıkartıyorsun. Tek kelime seninle gurur duyuyorum -:) İYİKİ VARSIN...