30 Mart 2009 Pazartesi

GENEL KONTROL

İzmir ili torbalı ilçesinde arıcılık yapan Ali GÜRLER ağabeyim hafta sonu için söz verdiği üzere pazar günü ziyaretime geldi.Kendisi ile sürekli olarak bazen telefonla bazende yüzyüze görüşüyoruz.Aynı il sınırları içerisinde olmamıza rağmen arılık teftişi bu pazar gününe nasip oldu.

Sabahın erken saatlerinde vatandaşlık görevimizi yaptıktan sonra beraberce benim arılığa gittik ve başladık çalışmaya.

Ali abi arılığa varır varmaz kendini işin içinde buldu, daha ilk kovandan itibaren yaptıgımız kontrollerde olumsuzlukları anında bertaraf etmek için ne gerekiyorsa yapıldı.





Tek tek yapılan kovan kontrollerinde bazı kovanların diğerlerine göre zayıf oldugu ; iki adet kovanda ise bir iki çıtada havaların düzgün gitmemesinden dolayı yavrular daha çıkamadan petek gözlerinde öldükleri görüldü.


Daha dünyaya gelemeden petek gözünde soğuktan dolayı üşüyen bu yavrulu çıtaları yarın yani çarşamba günü kovandan dışarı almayı yada o kısımları temizleyerek yeniden kovana vermeyi düşünüyorum.Arının kendi kendine temizlemesi zor gibi görünüyor.


Kovan kontrollerinde tam 5 adet kovanda kovan zemininde kıyı köşe kısımlarda rutubet tespit edildi ve elde mevcut olan yedek kovanlarla rutubetli olanlar değiştirildi.
Yedek kovanların hazır hale getirilmesi işinde saygıdeger büyüğüm ENARICI Ali abi benden fazla çalıştı desem yalan değil.


Kovan aktarımı sırasında mademki çıtaları gözden geçiriyoruz dedik bu arada ilaçlamayıda ihmal etmedik.Belki bundan sonra uzun bir süre ilaçlama yapamayacağımız için son ilaçlamayı aradan cıkartalım istedik.

Saat oldu 14.30 ve verdiğimiz molada arılar yavru uçuşuna çıkmaz mı!
Ali abi hemen atladı kovanın yanına ön trübünlerde yerini aldı o anda oynanan sahneyi yakından seyretmek için, ha şimdi sokacaklar derken nazar değmesin hiç bir arı kendisine bişey yapmadı . Tecrübeli arıcı maskesiz yavru uçuşunu seyrederken ben son günlerde fazla sokulmuş olmam nedeniyle biraz tırstım açıkçası.


Baharın gelmesiyle etrafın yeşil renge bürünmesi, çimenlerin uzaması arıların gelişmesinin hızlanması ve yapılacak işlerin çoğalması gözümü korkutsada hepsinin üstesinden gelmek zorundayım.
Bu hafta sonumuzda böyle geçti, şurup ver, çıta ver,ilaçlama yap,planlama yap derken bakmışızki akşam olmuş.
Saygıdeğer ali abi keşke biraz daha yakınımda olsaydıda bu işleri her zaman beraber yapsaydık ne olurdu sanki...

16 Mart 2009 Pazartesi

YORUCU HAFTA SONU

Hafta sonunu iple çektik ya, sayılı gün geldi geçti. Nasılda heyecanlıyım , arılarıma gidiyorum diye...


Havanın nasıl olacağı umurumda bile değil ama şanslıymışım ki hava oldukça iyiydi..


Yolda yürürken saatte sabahın sekizi olunca daha bir oksijen aldıgımı hissediyorum.


Doğanın içinde olmak ne güzel , oksijeni bol bol çekebilmek ne güzel, insanların gereksiz yere yarattığı stresten uzak bir ortama adım adım yürümek ne güzel.


Yol kenarlarındaki çiçeklerin ve baharın yeşil tonunun olabildiğince güzelleşmesiyle arılar gibi bizlerde yavaş yavaş hızlanacağız galiba, durum onu gösteriyor.



Biberiyede arılar nasiplerini hüpletiyorlar.


Şu papatyaları gördükçe keşke bunlarda ballı bitkiler sınıfından olsalardı diye nasılda hayıflanıyorum.


Çirişler yeni yeni kendini toparlıyor, baharın gelişinin gecikmesiyle hemen hepsi ağırdan alıyorlar iyice açmak için.





Polen depolarımızdan bir daha.




Bunlarda benim adaşlar.Güneşlenmeye mi yoksa kahvaltıyamı cıkmışlar bilmiyorum.


Gelelim arılarımızla ilgili olarak neler yaptıgımıza...


Uzun zamandır kovan içi kontrollerini yapamadığım kovanlardaki çıtaları doğrusu bende merak ediyordum. En son 15 gün evvel kek vermiştim ve içim rahat şekilde ayrılmıştım kovanlarımdan.


Ülkemizin bir çok yerinden kar kış haberlerinin tekrar yayınlanmaya başladığı bloglardan farklı olarak güneşli haberler yapabilmek bizim için ayrıcalık olsa gerek.
Arılığa varır varmaz ilk yaptığım, geleneksel hale gelmiş işlerden biri onları keyifle izlemek ve ilginç resimler almak.
Fotoğraf çekmeyi aslında gerekli gereksiz her durumda ihmal etmemeli diye düşünüyorum. Çekilen her fotoğraf, gelecek yıllar için arşiv oluşturmakta ve yapılacak işler için fikir oluşturulmasında katkı sağlamakta.

Arıların uçuşlarının yogun oldugunu görünce insanın gözü nasılda ışıldıyor. Uçuşların olması,polen gelişi ve uçuş tablasndaki düzenli hareketler kovanın sağlıklı oldugunun göstergeleri.

Polen akışının çok çok yoğun olduğu söylenemez ancak yeni çıkacak yavrular için en azından yeterli seviyede stoklamaya yetecek gibi.
Kovan içi genel kontrollerine ise günün en yüksek sıcaklık derecelerinin oldugu saat 14 gibi ancak başlıyabildim;daha ilk kovandan itibaren durumların olumlu seyrettiği ve olumsuz denebilecek herhangi birşeyin olmadıgı görüldü.
Çıtalarda mevsime uygun kapalı gözlü yumurta alanı yayılımı olduğunu ancak bal stoklarının yeni dünyaya gelecek olan yavrular için yeterli seviyede olmadıgını gözlemledim.
Bu küçük sorunu gidermek ise tabiki benim elimde...
Bu saatten sonra yapacağım şurup beslemesiyle bu açığıda kapatacağıma inanıyorum. Yapılacak herşey, arıların olabildiğince güçlü olarak sezona girmelerini sağlamak.
Tabi bu işleri yaparken mevsim itibarıyla iklimlerde olabilecek ani değişiklikleri dikkatle takip etmek ve hiçbir zaman unutulmaması gereken en önemli uygulamalardan biri olan kovan içi sıkışık düzeni fazla bozmadan yavaş yavaş koloni gelişimini kontrolde tutmaktır.


Yedekte bulundurdugum katları bu yıl dolduracağım günleri hasretle beklerken ne gibi hazırlıkları yapmam gerekir diye düşünürken birde bakmışız arılar kat istiyo.
O günler geldiğinde yine hazırlıksız yakalanacağım kesin gibi görünmesine ragmen halen tembellik ediyorum.
İyisimi ben yine hazır kovan ve kat satın alayım.Bu satten sonra kovan yapacam diye uğraşamam doğrusu.


4 Mart 2009 Çarşamba

FARKINA VARMALI İNSAN...

Kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı. Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen…

Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.

Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.

Henüz bebekken ‘Dünya benim!’ dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu,ölürken de aynı avuçların ‘her şeyi bırakıp gidiyorum işte!’ dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.

Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.

Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.

Azraillin her an sürpriz yapabileceğini,nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan.

Hayvanların yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.

Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.

Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.

Evinde kedi,köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine ’seni çok seviyorum!’ demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.

Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.

Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan…..

Ömür dediğin üç gündür,dün geldi geçti yarın meçhuldür…

O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür….



CAN YÜCEL

1 Mart 2009 Pazar

KEK VERDİM

Geçtiğimiz günlerde cemrenin suya düşmesiyle beraber hızlanan polen gelişi gözle görülür şekilde arttı.Özellikle dün ve bugün yakından izleyebildiğim arılarımın yogun bir şekilde polen getirdiklerini gözlemledim.
Polen gelişinin artması demek yavru faaliyetinin hızlanacağı ve bal tüketimininde artacağı anlamına geldiğinden arılara yavaş yavaştan besin takviyesi yapma kararı aldım.

Ancak görevim gereği önümüzdeki hafta nöbetçi olmam ve arılarıma en az 15 gün gidemeyeceğimden dolayı şurup yerine kek vermeyi tercih ettim.


Dün bahçeye ilk vardığımda her zaman yaptıgım gibi şöyle bir arazi turuna çıktım,hava oldukça güneşli ama aynı zamandada rüzgarda vardı.Bu havada yapılabilecek en güzel şey arıları uzaktan seyredip kovanlardaki olası durumlar hakkında fikir yürütmekten ibaret.



Bahçe turumuz bittikten sonra yapmam gereken önemli bir iş vardı: bacanağın yeni yaptırdıgı evin elektirik tesisatını yapmak.Koskoca 2 günlük hafta tatilimi o işi yapmak için harcadım malesef.Arada çay molaları vermiş olsamda oldukça yorucu bir iş temposu oldu benim için.


Bahçemde ballı baba çiçekleri varmışta benim haberim yokmuş.

Geçtiğimiz günlerde yağan yağmurlar ve soğuk gecen hava şartları nedeniyle arıların bunlardan ne derece faydalanabildiklerini bilemiyorum.

Biberiye çiçeğine konmuş bombus arısı sanırım bu çiçeklerden en çok faydalanan arı türü.Geriye kalan nektarıda bizim arılar alıyordur .



Geçen yıl ektiğim ama zamanını tam tutturamadıgım için oldukça geç açan arı otu bitkisi bu yıl geçen yıldan kalan tohumlardan kendi kendine büyümeye başladı.Demekki oldukça erken tohum atmak ve tohumlarnı çokta derine atmamak lazımmış.Bundan sonra zaten tohumdan yetiştireceğim yok ama yinede hiç olmazsa kendiliğinden açanlar arılar için bir nebze yeterli gelir heralde.

Gelelim bugüne; resimdende görüleceği üzere yaklaşık 15 dereceye yaklaşan ısı dolayısıyla hava oldukça açık ve güneşli idi.


Kovan kapağının açık kalma süresini düşürmek amaçlı olarak kovanlara vereceğim kekleri önceden hazırladım;kovan kapağını hava sıcaklığı uygun oldugu halde fazla açık tutmamak hem arıların hırçınlaşmaması hemde kovan içi sıcaklıgının fazla düşmemesi açısından önemli.

Kekleri verirken ellerim ister istemez yapışkan hal aldıgından dolayı bir yardımcımın olması ne büyük bir nimet! Şaka bir yana bacanağım nasıl olduysa bugün bana yardımcı oldu.
Ne demişler bir elin nesi var iki elin sesi var...


İtina ile çerçevelerin üzerine kekler yayıldıktan sonra zaman kaybetmeden örtü bezlerini kapaktan dışarı çıkmayacak şekilde örtmek ve üzerinede nem alıcı gazeteyide koymayı ihmal etmiyoruz.




Bir hafta sonu işte böyle geçti.

Çok yakın zamanda umduğumdan çok daha fazla yogun tempoda geçecek olan arıcılık sezonu hızla yaklaşırken dileğim odurki bu tüm arıcı arkadaşlar için yüksek verimli bir yıl yaşarlar.