28 Eylül 2009 Pazartesi

SEZON BİTERKEN

Merhaba,
Arıcılık dünyasından ayrı kalmak belki bizler için düşünebileceğimiz en son olasılık;insanın hayatında hastalık diye tabir edilen bazı vazgeçilmezleri vardır ya arıcılıkta işte böyle birşeymiş.

Bir çok insan konuşurken bile arı iğnesi korkusu yaşadıgından dolayı fazla ılımlı bakmadığı bu hastalığa yakalanışımızdan bu yana 3 yıl geçti. Arıcılıkta ne kadar yol aldık diye geriye dönüp baktığımızda gördüğümüz tablo şu: Öğrenmenin sonu yok,öğrendikçe daha birçok öğrenmemiz gereken nokta oldugunu farkediyoruz.

Emekleme döneminde yaptığımız hataları tabiki inkar etmemiz mümkün değil ancak bunları bir daha yapmamak üzere ders alabilmekte bizler için iyi bir tecrübe.Tecrübe kazandıkça arıcılıkta daha bir pratikleşip daha doğru kararlar ve sonuç olarak daha doğru uygulamalar yapacağımız kesindir.



Arıları sezon başında kestane çiçeğinden bal almak amaçlı olarak götürdüğümüz bölgede malesef istediğimiz verimi alamadığımız için kolonilerim istemediğim şekilde zayıflamışlardı. Ani bir operasyonla nektar açısından daha zengin olan başka bir yere taşıdıgımız arılar kestaneden günü kurtardı diyebileceğimiz oranda bal topladılar.

Bölgemizde flora açısından zengin oldugundan neyi nasıl yapacağımıza dair yöredeki eski arıcılardan görüş alarak hareket etmek bence en doğrusu olacaktı vede öyle yaptım.

Kestane çiçeğinin nektar olayı bitince tek yapmamız gereken kovanları çam ağaçlarının oldugu bölgeye taşımak ve umutlu bir bekleyiş içinde tatile çıkmaktan başka çaremiz yoktu.

Öneriler bu yönde olunca bizim kovanlar tekrar yola düştüler.Hep diyoruz ya tecrübe diye.Biz internetten hobi amaçlı yaptıgımız arıcılık faaaliyetlerini birbirimizle paylaşırken internetle hiç alakası olmayan ve yüzlerce koloniye sahip arıcılarımız çoktan çamlık alanda yerini almıştı bile.

Bizede bir kıyıda yer bulunurdu elbet.Öyle ya eloğlu başka memleketten gelmiş yerini kapmışta bizimkiler üvey evlat mı?


Arılarımızı çam ağaçlarıyla dolu alanda temmuz ayının sonuna doğru bırakıp tatile gittik, gittik ama aklımız tabiki arıların iyi iş çıkarıp çıkaramayacaklarında.Bize söylenen bu yılın verimli bir yıl olacağı beklentisi olduğuydu,yaşlılar haklıymış.Yıllardır orda doğmuş büyümüş floranın yıllardır süre gelen döngüsüne bizzat şahit olmuş oranın toprağıyla haşır neşir olan insanlar yanılırlarmı hiç!

Dedikleri doğru çıktı ve ben tatil dönüşünde arılarıma kontrole gittiğimde ilk defa petek gözlerinin balla doldugunu sevinçle gözlemledim.

Yıl boyu süregelen icraatlerimiz karşılığını alacak gibi.Benim bu işte henüz maddi hesaplara girecek bir beklentim olmadığından elde ettiğim kazanç, en başında dağlarda soluduğum bol oksijen , farkında olmadan yaptığım sportif faaliyetler ve hayatıma kazandırdığı ivmelenme ve sağlığım.

Severek yaptıgım arıcılığın bana bunların yanında birde kahvaltı masamıza ilave edilecek bir kase balı hediye etmiş olmasıda işin özüyle alakalı değeri ölçülemeyecek derecede katkıdır benim için.

Arıcılığa başladıktan sonra iyi kötü bazı püf noktaları öğrenmiş olmanın sonucunda sağlıklı üretilmiş gerçek balın tadına varınca geçmişte bal niyetine yediğimiz maddeler için üzülmemek elde mi?

Heleki içinde arı kovanıyla hiç bir şekilde alakası olmamış nasıl üretildiğine dair belirsizlikler olan sahte bal kavanozlarının veya gerçek bal oranı oldukça düşük olan ve bal adı altında satılan maddelerin nasıl kolaylıkla insanlara satıldığına şaşkınlıkla şahit oluyorum.Allah bir daha o tür şeyler yemeyi nasip etmesin bizlere...



Bu yıl umduğumdan fazla bal süzmek nasip olunca bizim kullanmayı bekleyen sağım makinasına oldukça iş düştü tabi. Ona iş düştüde bizim kollarda bu arada iyi kas yaptı.Petekler kırılmasın diye kimselere bırakamadığım kol çevirme işine kendimce ekonomik çözüm bulmam lazım.Yoksa amerikayı yeniden keşfedecek halimiz yok.
Kış mevsiminde bu konuyla ilgilenecem ve nasip olursa seneye kol kaslarını güçlendirmek için sağım makinasına ihtiyacım kalmayacak.



Bu görüntüye baktıkça aklıma ilk gelen şey Kuranı Kerim'in bir ayeti, şu anda hangisi olduğunu tam hatırlamıyorum ama cennette vaad edilen güzelliklerden biride içinden bal akan çeşmeler olduğuydu.


Arıcılık penceresinden bakıldıgında sene boyu çekilen yorgunlukların bir anda bitiverdiği sağım günü ve elde edilen ürünü seyretmek yeni yılda bizi bekleyen daha fazla yorgunlukların habercisi gibi.

Her yıl belli oranda artan kovan sayısı bu kaçınılmaz sonun habercisi.Nasıl olsa emekliliğe çok var acelemiz yok.




İçindeki balı süzdüğüm çıtaları tekrar yalatmak üzere kovanlara götüreceğimden çıtalara uygun ebattaki poşetlere koyarak emniyete alıyorum, aksi taktirde anında güvelenmemesi işten bile değil.
Güve konusunda derin dondurucu işi iyi bir çözüm ancak arılıkla ev arası mesafesi uzak olan bizler için oldukça meşakkatli.



Bundan yaklaşık olarak 15 gün evvel arılara kontrole gittiğimde artık kış mevsiminin gelmesi dolayısı ile yavaş yavaş fazla çıtaları alıp kışlatma pozisyonuna getireyim diye düşündüğüm kovanlarımda arıların yaptıgına bakarmısınız.Bu hafta sonu katta duran şurupluğa dalak örmemişler mi.
Şu anda bir çok bölgede kışlatma pozisyonuna giren arılarımız bu bölgede halen dalak yapacak derecede bal getiriyorlar;bu dalak bunun göstergesi değil mi?























9 Eylül 2009 Çarşamba

BİLİYORMUYDUN

*Atatürk`ün dünyada `başöğretmen' sıfatlı tek lider olduğunu...

* Bir geometri kitabı yazdığını...

* Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin (Türkçe) isim babasının bizzat Mustafa Kemal olduğunu...

* Norveç`de `Atatürk gibi olmak` diye bir deyim olduğunu.

* ''Atatürk'' çiçeği'nin adını, çiçeği bulan Wanderbit Üniversitesi profesörlerinden doktor Kirk Landın`in koyduğunu ve bu çiçeğin tüm dünyada bu isimle üretilip satıldığını...

* Yunan başkomutanı Trikopis`in, hiçbir zorlama ve baskı olmadan her Cumhuriyet bayramında Atina'daki; Türk büyükelçiliğine giderek, Atatürk`ün resminin önüne geçtiğini ve saygı duruşunda bulunduğunu...

*''Mimber'' adında bir gazete çıkarttığını ve 52 sayı yayımlanan gazetede ilk defa sansür kelimesi geçtiğini...

* Kurtuluş Savaşı'nda rütbe alan bir çok kadın askerlerimizin olduğu, dünya tarihine geçen tek bir üsteğmenimizin olduğunu, Üst teğmen Kara Fatma'nın 700 erkek, 43 kadından oluşan bir müfrezenin reisliğine bizzat Atatürk, tarafından atanmış olduğunu...

*Bir röportajda Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?' diye sorulduğunda 'Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. Biz müracaat etmeyiz üye olmak için, davet gelirse düşünürüz' dediğini ve bunun üzerine BMyasasının değiştirildiğini ve üyeliğe davet edilen ilk ülkenin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu....

*1938'de, General McArthur'un en zor, en problemli, en buhranlı döneminde, danışman, senatör ve bakanlarından oluşan yüz yirmiden fazla kişiye; 'Şuanda hiçbirinizi değil, büyük istidadı ile Mustafa Kemal'i görmek için neler vermezdim' dediğini...

*1938'de Ata`nın ölümünde Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirde;
'Allah bir ülkeye yardım etmek isterse onun elinden tutmak isterse başına Mustafa Kemal, gibi lider getirir' denildiğini...

*1996'da Haiti Cumhurbaşkanının vasiyetinde, mezar taşına yazılmasını istediği metinde; 'Bütün ömrüm boyunca Türkiye'nin lideri Mustafa Kemal ATATÜRK'ü anlamış ve uygulamış olmaktan dolayı mutlu öldüm' yazdığını...

*2000'de ABD Başkanı'nın milenyum mesajında; ''Milenyumun hiç şüphe yoktur ki; tek devlet adamı Mustafa Kemal ATATÜRK'tür.
Çünkü o yılın değil asrın lideri olabilmeyi başarmış, tek liderdir' denildiğini...

*2005'de Amerika'nın en ünlü ekonomistlerinden birisi olan Mr. Johns`un önerisinin 'Türkiye ekonomiyle savaşta bir tek Atatürk'ü örnek alsın yeter' olduğunu...

*2006'da ise AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasının istendiğini... BİLİYOR MUYDUNUZ!!!

Izmir kurtulmus, çok tatli bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler... Trene binerler ve kompartimana çekilirler.
Ertesi gün, yaveri, Atatürk'ün kompartimaninin kapisini çalar.
Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatini yikamaktadir.
Yaveri:
'Pasam bu ne hal, hiç uyumadiniz herhalde; niye böylesiniz', der. '
Çocuk, kompartimanima yastikla battaniye koymayi unutmussunuz, kolumu yastik yaptim agridi, setremi yastik yaptim üsüdüm, uyumadim kalktim', der.
Yaveri:
'Aman Pasam! Birimize haber vereydiniz; hemen size bir yastikla battaniye getirirdik', der.
Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir:
'Geç fark ettim, hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiç birinize kiyamadim. Önemli olan benim uyumam degil; milletimin rahat uyumasi'.

ATAMIZ SAYESİNDE NE KADAR RAHAT UYUYORUZ Kİ; HÂLA UYANAMADIK?...