28 Ekim 2009 Çarşamba

BİR TENEKE BALDAKİ DRAM

Değerli arı dostları sizlerle bugün VATAN Gazetesi yazarı Sayın Can ATAKLI'nın arıcılıkla ilgili ,bizzat yerinde gidip görüp konu ile yakından ilgilenerek kaleme aldığı iki yazısını sizlerle paylaşmak istedim.

Kendilerine arıcılık konusuna gösterdiği ilgiye şahsım ve tüm arıcılar adına teşekkürlerimi sunarım.

Arıcılık konusunda her zaman doğru adımlar atılması ve üreticinin emeğinin karşılıksız kalmaması, tüketicininde sağlıklı bal tüketmesi en başta gelen hedefler olmalıdır. Ülkemizde insanlarımız her zaman herşeyin en iyisine layıktır. Arıcılık dünyasında sessiz kitlelerin sesi olmayı bir nebzede olsa başardığını düşündüğüm değerli yazarımızın tespitleri bu manada çok önemli.

08.10.2009 tarihli yazısı ;




Bir teneke baldaki dram


Marmaris’ten Datça’ya doğru Emecik Köyü yakınlarında, orman içindeyiz. Etrafımız arı kovanları ile dolu. Elimde tuttuğum kalemin üzerinde bir bal arısı dolaşıyor. Arıya bir şey yapmazsanız saldırmayacağını bildiğimden ilgilenmiyorum bile. Arı ellerimin ve yüzümün üzerinde bir kaç tur attıktan sonra başka tarafa yöneliyor.Çevremde 100’e yakın arıcı toplanmış. Sanki miting yapılıyor. Gerçekten çok şaşırdım, açıkçası böyle bir kalabalık beklemiyordum.

Mustafa Sarıoğlu’nun daveti üzerine geldiğim bölgede birkaç arıcı ile karşılaşacağımı tahmin ediyordum. Oysa duyan gelmiş. Bodrum’dan, Milas’tan, Aydın’dan bile gelenler olmuş.Çünkü çok dertliler. Çok sıkıntılılar. Çok öfkeliler.Ruhi Yaşar örneğin, Erzurumlu arıcı. Marmaris ormanlarından ekmeğini çıkarmaya çalışıyor. Elinde onlarca teneke balı var, satamıyor.

“Bir teneke 27 kilo bal eder. 100 liraya bile satamıyorum, halimiz ne olacak?” diye soruyor öfkeli ama vakur bir tavırla.Bingöllü Sami Atalay, Marmarisli Fikret Duman, Ağrılı Güngör Can, Antakyalı Ahmet Karaca, Adanalı Mesut Tamtürk aynı derdi anlatan, isimlerini not alabildiğim arıcılar.Peki bal olduğu halde neden alıcı yok? İşte işin püf naktası da bu zaten. Herkes anlatıyor, Arıcıların eski Başkanı Mustafa Sarıoğlu toparlıyor. “Elimizde bal var, alın terimiz göz nurumuz bu ballar yapılan ithalat, kaçak giren kalitesiz ballar ve en önemlisi çok ucuza olan sahte ballar yüzünden satılamıyor.”

Üretici balını piyasaya kendi süremiyor. Çünkü markasız bal satmak yasak. Marka olabilmek için de çok büyük üretim gerekiyor. Oysa çoğu 400- 500 kovan sahibi küçük üretici.O zaman tek çare toptancılara ya da büyük bal ticareti yapan markalara satmak. Büyük alıcılar ise ithalat yapıyor. Devlet desteği veren ülkelerin üreticileri ballarını düşük fiyatla satabiliyorlar. Özellikle Çin her alanda olduğu gibi bal konusunda da inanılmaz fiyatlar veriyor.İran, Arjantin gibi ülkeler de daha düşük fiyatla mal satabiliyor. Ama en önemlisi piyasayı kasıp kavuran “sahte” bal.

Hem sağlığa aykırı hem de Türkiye’de arıcılığı öldüren bir hırsızlık- dolandırıcılık türü.Kimi uyanıklar çıkmış, Tarım Bakanlığı’ndan “bal şurubu” yapma izni almışlar. Bal şurubu aslında hiçbir işe yaramıyor. Peki ne oluyor bu bal şurubu. Kavanozlara konup “bal” gibi satılıyor.Bal şurubunun ne balla alakası var ne de sağlığa yararı. Tam tersine F15 denilen bir madde ile yapılıyor. Bu da Friktoz- Glikoz demek. Yani şekeri bile normal şeker değil.Ama pek çok kişi marketlerde satılan bu kavanozları “bal niyetine” alıp çocuklarına yediriyor, şifa umuyor. Tabii ki tam tersine aslında o çocukların sağlığı bozuluyor.

Aslına bakarsanız konu çok uzun. Sağlığımızı etkilediği kadar ekmek parasını hiçbir medeni olanaktan yararlanmadan dağ başında kazanmaya çalışan tarım emekçisi arıcıların da sömürülmesine neden oluyor.Konuya başka ayrıntıları ile önümüzdeki günlerde de devam edeceğim.


24.10.2009 tarihli yazısı;

Sahte bala yargı izin vermiş


Marmaris ormanlarına giderek soframıza bal üreten arıcıların yaşadığı sıkıntıları görüp yazmıştım bir süre önce. Ürettikleri balları satamadıklarını, fiyatların çok düştüğünü anlatan arıcıların perişan hallerini de size aktarmıştım.Bal fiyatının çok düşük olduğundan yakınan arıcılar piyasadaki “sahte” ballara karşı mücadele edilmediğini, büyük alıcıların da fiyat politikası ile kendilerini zora soktuklarını ileri sürmüşlerdi.

Bunları yazdıktan sonra arıcılık çevrelerinden hayli tepki aldım. En başta sıkıntı içindeki bu sektöre dönüp bakmamdan dolayı çok mutlu olmuşlardı.Ayrıca aldırmak istemediğim üzücü bir gelişme de olmuştu. Meğer arıcılar arasında da her yerde olduğu gibi bazı ayrışımlar varmış.

Bazıları “Eyvah Can Ataklı’yı yanlarına almışlar, şimdi üzerimize gelecekler” demiş.

Böyle ayıp bir düşünce olabilir mi? Bu arada büyük üreticiler de aradılar.

Piyasanın en büyüğü Balparmak’ın sahibiyle uzun uzun konuştum, tesislerini gezdim, onları da yazarım.Gelelim bugünkü konumuza. “Sahte Bal” nedir? İlk yazımda biraz anlatmıştım: Tarım Bakanlığı 1998 yılında meşrubat yapımında kullanılmak üzere “bal aromalı şurup” yapma izni vermiş.İzni alanlar bunu içecek yapmakta kullanmak yerine rengi ve kıvamı ile oynayıp piyasaya bal diye sunmaya başlamışlar.

Gerçi ambalajın üzerinde “Bal aromalı şurup” yazıyor ama anlamak ne mümkün. Çünkü etiketin üzerinde kocaman bir petek ya da arı resmi, altında nal gibi “Bal” yazısı. Onun altında küçücük bir “aromalı şurup” ibaresi.Fiyatı da çok ucuz olunca birçok tüketici bal diye bal aromalı şurup satın almışlar.Şikâyetler üzerine harekete geçen Tarım Bakanlığı, sahtekârlık yapıldığını tespit etmiş ve 15.06.2007 tarihinde bu izinleri iptal etmiş. Böylelikle alınan bir iznin “hile yoluyla başka amaçla kullanılması” sona ermiş.

Ardından ne olmuş biliyor musunuz? Bal şurubunu bal gibi satan üreticiler Danıştay’a gitmişler. Danıştaş 10. Dairesi, bakanlığın sahtekârlığı önlemek için aldığı “Bal aromalı şurup imalini yasaklayan” kararını durdurmuş. Tabii bal gibi satılan bal aromaları yine ortaya çıkmış.Tarım Bakanlığı şimdi bu izni yeniden düzenlemek için çalışıyormuş.Bu bilgileri, Tarım Bakanlığı’ndan gönderilen resmi yazıdan aldım.

Bakanlık yetkilileri bir yandan iznin koşullarını yeniden düzenlerken diğer yandan aynı sahtekârlığın önünü kesmek için de çareler arıyormuş.

27 Ekim 2009 Salı

ÇAM BALI

Sezon bitti bitiyor derken havalarında ılıman gitmesi nedeniyle arılarımız oldukça iyi iş çıkardılar bu yıl.Yaklaşık olarak bir aydır çeşitli sebeblerden dolayı kontrole dahi gidemediğim arılarıma geçtiğimiz cumartesi günü kavuşmak nasip oldu.
Kovanlarda gördüğüm durum hiçte şaşırtıcı olmadı benim için.Köylü bir amcamızın telefonla bilgilendirmesi nedeniyle bal akımının hızlı bir şekilde devam ettiğini zaten biliyordum.


Durumu iyi olan kovanların bal akımı nedeniyle gerçekten iyi çalıştıkları hemen farkediliyordu.Çıtalarda doluluk oranı üst seviyeye çıkmış olanların alımı ve yerlerine kabarık boş petek verilmesi işlemine hemen başladım.



Petek gözlerin tamamen dolduğunu görmek arıcının tüm yorgunluğunu alıyor.




Alalımmı almayalımmı denilecebilecek türden çıtalardan bir tanesi.


Bal akımı devam ettiğinden arı, anaya yumurtlama alanı bırakmayacak derecede bir damlada olsa bal koyuyor ve bir şekilde onu yönlendirmiş oluyorlar.



Kışlama için ideale yakın duruma gelmiş çıtalardan bir tanesi.Görüldükten sonra tekrar kovandaki yerine bırakıldı.

Orta kısımda yavrulu alan ve kenarlarda bal kemeri.Arı nüfusunun iyi olduğu kovanlarda yavrulama faaliyetleri oldukça iyi gidiyor şu an için.


Tamamen balla bloke olmuş çıtalar kovandan alınarak ana arıya yumurtlama alanı , arıyada bal koyacak yer açmak gerektiğinden bunların yerine boş kabarık petek verildi.

Ben kovanlarda bir taraftan doşlu boş çıta değişmi yaparken yanıma gelen köylü arıcılardan bir büyüğümüz.Zamanımız az yapacak iş çok oldugundan dolayı kovan başı sohbet ederek güncel durum değerlendirme yaptık.Kendisi uzun yılların arıcısı oldugu her halinden belli.Ancak benim arıcılarda tespit ettiğim bir durum var.Kovan sayısının az yada çok olması arıcının yaşı ve kaç yıllık arıcı oldugu sorularının cevaplarına göre karşısındakiyle ona göre iletişim kurma olayı.Tamam belki ölçü için bu kıstaslar geçerli olabilir,doğrudur, sözümüz yok ama bence önemli olan kovan başı alınan bal miktarına göre arıcının işini ne kadar iyi yapıp yapmadıgına bakılmalı.


Karşılıklı yapılan sohbetten sonra işimize devam ettik ki akşam hemencecik oluveriyor zaten. Kısa günde oldukça yorulmuşum.Pazar günük ayak kaslarımın ağrımasından hamlamış oldugumu farkettim.


Bal-polen ve kapalı gözlü alan miktarına bakmak,hastalık durumunu kontrol etmek,ana arıyı görüp birazcıkta izlemek koloninin sağlıklı oldugu konusunda güven veriyo arıcıya







Bal akımı devam ettiğinden dolayı arılar oldukça sakin olduklarından hatıra fotoğrafı çekildik .


Bu arkadaşı kovanların etrafında gezinirken gördük.Bir çeşit çekirge ama oldukça büyük ve sakin yapıda ; kaçmak bilmediğinden zorla gönderdim uzaklara.