9 Kasım 2009 Pazartesi

EVE DÖNÜŞ

Kasım ayı geldi nerdeyse yarısı oldu bizim arılar daha dağlarda.Havaların soğumasıyla birlikte benide yavaştan yavaştan aldı bir telaş.

Güçlü kovanlardan yana endişem yok ancak zayıflar kaderine terkedilmemeli diye düşündüğümden dolayı artık geri dönüş vaktinin geldiğine karar verdim.

Aylardır aynı bölgede duran arılarımız, bu sene iyi bal yaptılar.


Cumartesi günü bacanakla beraber düştük yollara; yapılacak işler olur hesabıyla erken çıktık ve kovanların genel kontrollerini şöyle bir yapınca fazlaca bir işimizin olmadığı ortaya çıktı.Kovanlarda taşıma esnasında çıtaların hareket etmemesi için yapılması gereken sabitleme işini arılar kış hazırlıkları kapsamında propolisle zaten yapmışlar.

Havanın kararmasını mecburen bekleyeceğimizden dolayı ormanda bol oksijenli ortamda bulunmanın doyulmaz lezzetini bol bol alalım dedik ve çıktık ufak çaplı orman turuna.

Ormanda bizden başka sayıları binlerle ifade edilebilecek miktarda kovanın bulundugu ve hemen herkesin durumdan memnun oldugu zaten daha önceki yazılarımda ifade etmişimdir.


Arka planda görülen hemen her yer çam ormanı ve tamamiyle bal salgılayan böceğin yaşaması için uygun iklime sahip bir bölge.

Bu bölgede daha yüksek rakımda da bulundugum için dikkatimi çekti, bu söz konusu böcek türü çok yüksek rakımlı yerlerde aynı ağaç olmasına ragmen yaşamıyor.Tahmin ettiğim üzere , belirli bir rutubet oranı ve hava sıcaklığı olması gerekiyor.




Bacanağım Zeki KARA ile beraber ormanda gezinirken ağaçların üstünden gelen arı vızıltısını ses kaydedici cihaz olsaydıda keşke sizlerle paylaşabilseydim.

Ağaçların üstü arı kaynadıgı için inanılmaz derecede arı sesi duyduk akşama kadar.




Hemen üstümüzde bulunan çam ağacının dalındaki arıların fotoğraflarını çektim,çalışmalarını takip ettim.Arı ağacın kabugunun arasından böceğin dışkı salgısını emiyor.

Salgıyı bulabilmek için sürekli olarak kabuk aralarına iğnesini sokarak arayış içerisinde.




Ülkemizin oksijen kaynağı ormanlarımız.Yaz mevsiminde çıkan orman yangınlarını düşünüyorumda!
Ne kadar yazık ...
Dile kolay geliyor, oysaki tek bir ağaç bile servet değerinde bence.
Erozyonu önlemede , oksijen salgılamada , doğanın kendi yaşam unsurlarını içinde barındırmasında, yakacak oduna ve evlerimizdeki mobilyalara kadar herşey ormanın sayesinde.




Sağlıklı bir işçi arı; Kabukların arasında salgı arıyor.





Ağacın üstünde mevcut böcek kozası ve hemen yanındaki işçi arı.





O kadar hızlı hareket ediyorlarki resmi çekerken netlemeye zaman bırakmadan hemen yer değiştiriyorlar. Arıların yerini belki erken değiştirdim ama ne yapalım kararı verdik bir kere.Halen doğadan bal gelişi var ancak bu tarihten sonra kış için de hazırlıklar yapmam gerekiyordu.Uzak mesafede olundugu zaman ilgi yetersizliğinden zayıflayan kolonileri kaybetmek istemediğim için kendi çiftliğime getirmekte çokta hata etmiş sayılmam.


Çam ağacının dalında bulunan arıların nasıl çalıştıklarını fotoğraf makinası ile kaydettim ama çok kaliteli bir çekim oldugu söylenemez.
Ağaçların üstü arı kaynıyor denecek kadar çok arı vardı ve çekim için malzeme bulmakta zorluk çekmedik.





video

9 yorum:

TUNCAY HADİSE dedi ki...

UĞUR BEY,
DURUMDAN MEMNUN OLMANIZA SEVİNDİM.
ANADOLUDA DURUM ÇOK FARKLI.BU YIL İSTENEN VERİMİ ALAMADIK.
KASIMDA NEKTAR GELİŞİ HALEN DEVAM EDİYOR DİYORSUNUZ.BİZİM BURALARDA
TEK TÜK SADECE POLEN GELİŞİ VAR.O DA HAVALARIN GÜNEŞLİ GİTMESİNDEN DOLAYI.
HAFTA SONU KONTROL AMAÇLI HAFİFTEN BİRKAÇ KOVAN AÇTIM.ARILIK KOMPLE BİRİBİRİNE GİRDİ YANİ YAĞMA BAŞLADI DERHAL KAPATMAK ZORUNDA KALDIM.İŞİN GARİP YANI ARI MEVCUDU DA BİR TÜRLÜ DÜŞÜP KIŞLAMA POZİSYONUNU ALMIYORLAR.HALA KATTA 5-6 ÇERÇEVE OLAN KOVANLAR VAR.
UMARIM İLERKİ YILLARDA DA BU YILKİ VERİMİ ALIRSINIZ.
SELAM VE SAYGILAR

HB dedi ki...

Uğur abi, ne güzel değil mi?

Bu ayar iyi...

Çamdan da bal geldiği zaman değme keyfinize...

Bizimkiler ise salkımda.

İlhami Uyar dedi ki...

Uğur bey memnuniyet haberlerini duymak güzel,bu güzelliklerin tüm yıl devam etmesini dilerim.İyi çalışmalar.

yusuf şimşak dedi ki...

SLM...

Uğur Bey.

Hasatınız bereketli olsun.Biz kış hazırlığını tamamlamak üzereyken sizin hasat yapmanız ne güzel.Bu toprakların berketinden olsa gerek.

Bir sorum olacak.Arı cam balını böceğin salgısından mı alıyor yoksa ağacın kendi salgısından mı ?

UĞUR KIRAN dedi ki...

Tuncay bey,
kovanlarınızda mevcut olan çıta sayısı eğer arı ile tamemn kaplı ise ne güzel, aman nazar değmesin!
Kşa güçlü giren kıştanda güçlü çıkar.Ancak içerde besin durumunun yeterli olması şartıyla tabiki.

Halil üstadım,
Arıcılık konusunda sizlerden ve diğer ustalarımızdan aldıgımız teorik bilgi birikiminin kıymeti hiçbirşeyle ölçülemez.
Nasip olursa yıllar boyu devam edecek bu hobimiz,tecrübemiz arttıkça balın tadıyla aynı oranda tatlanacaktır.Teşekkürler...

İlhami abi,
arıcılık gerçekten emek ve özveri isteyen bir uğraşı.
Sonuç olarak emeğin karşılığını elde edince tadına doyum olmayan çok ilginç bir huzur veriyor insana.

Yusuf bey,
ülkemiz büyük bir ülke.Değerini çok iyi bilmemiz lazım.Arıcılıkta bile bunu hissediyoruz.Doğu bölgelerimize soğuk hava hakim olmuşken bu taraflarda henüz ılıman iklim devam etmekte.Kışlama için durumu uygun olan büyük sayıda koloniye sahip olan arıcılar geelde bu tarflarda kışlatıyorlar arıları.
Arının balı nerden aldığı sorunuza gelince.
Çam ağacının kabukları arasında koza yaparak kuluçka yapan ve yaşamını ağacın özsuyunu emerek sürdüren asalak bir böcek(Koşnil) türü vardır.
Bu böceğin dışkısı bizim arımızın yiyeceği.
Yani doğanın dengesi burda yeniden karşımıza çıkıyor.Bir hayvanın dışkısı başka bir hayvanın besini!

Bu böcek türünün çam ağacını neslinin devamına olumlu etki yaptığı konusunda bir ara tv de belgesel izlemiştim ancak şimdi yanlış bilgi vermek istemediğimden yanıt veremiyecem.Yanlış hatırlamıyorsam çam ağacının yaşamına olumlu etkiside varmış.

HB dedi ki...

Çam balının oluşumu, böceğin salgısı mı yoksa ağacın salgısı mı konusunda kuyuya atılmış taşı çıkarmaya çalışacak değiliz.

Farklı bir görüş olsun da ne olursa olsun yaklaşımı sonucu ortaya atılan bu görüşe inanan o kadar çok arkadaşımızın olması ise düşündürücü.

Çam koşnili olmadan çam balı üretimi mümkün değil... Çok basit bir araştırma yapılırsa olayın tamamen koşnile bağlı olduğu da görülür ama kuyunun başında atılan taşlara bakarak bekleyenler olunca atılan yeni taşlar çok olur haliyle.

Sığla ağacını bilirsiniz sanırım.
Sığla ağacı kazınıyor özel aletlerle ve buradan çıkan yağ toplanıyor sığla yağı olarak.

Çam koşnili olmasa da olur nasılsa o ağacın salgısı ya; alalım ellerimize tırmıkımsı aletleri kazıyalım çam ağaçlarını...

Ballı Baba dedi ki...

Uğur bey, geri dönüşün hayırlı olsun. Bereketli yıl geçirmene sevindim, inşallah hep böyle devam eder.
Çam balı üretim konusunda küçük bir bilgi vereyim, inşallah seneye takip edersin. Koşnil, pamuklu bit, püseron, bal böceği gibi adlarla anılan böcek yaşayabilmesi için çam ağacının suyunda bulunan %15 lik acı kısmı alması gerekiyor, bunun için çam kabuğunu delerek çamın suyunu emiyor ve %15 lik kısmı tüketirken %85 lik kısmıda dışarı atıyor. Dışarı atılan bu tatlı kısmı arılar olduğu gibi alıp kovana taşıyorlar. İçerisinde polen olmadığı içinde ana arı o bölgede yumurtayı keser, bunu önlemek için arıcıların bir kısmı ilkbaharda ürettiği yaş polenleri oralarda azar azar arılara vererek birde sürekli sağım yaparak anayı yumurtadan kestirmemeye çalışırlar. İnşallah seneye daha iyi gözlemlersin de bunları daha iyi görürsün. Bu konuda güzel fotoğraflar var bir ara yollarım sana. Balını güle güle harca, arıları kışa iyi hazırla...

PINARHİSARLI ARICI dedi ki...

UGUR BEY sezonun iyi geçmesi bir nebzede olsa bir yılın başarısı sayılır ne mutlu size sözünüz bile bal akıyor allah arılarınıza saglık verirken kazancınızda bereketli olsun
not birde bu bolluk bal tüccarlarının bunu fırsat bilerek fiyatla oynamasalar neşemiz daha o kadar çok olacak ama neylersin KOLAYGELSİN

Taşkın ÖZŞAHİN dedi ki...

arıcılık hayatında başarılar